📚 15. Yüzyıl-17. Yüzyıl Felsefesi: Yeni Çağ'ın Düşünsel Dönüşümü
Bu çalışma materyali, 15. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasındaki felsefi dönemi, yani Yeni Çağ Felsefesi veya Rönesans Felsefesi'ni kapsamaktadır. İçerik, kullanıcının sağladığı metin ve sesli ders kaydından derlenerek hazırlanmıştır.
🌍 Giriş: Yeni Çağ Felsefesine Genel Bakış
- yüzyıl-17. yüzyıl felsefesi, kendisinden önceki 2. yüzyıl-15. yüzyıl felsefesinin bazı yönlerden devamı niteliğinde olsa da, temel noktalarda ondan köklü bir şekilde ayrılır. Bu dönemde sanattan bilime, doğaya yaklaşımdan dine bakışa kadar pek çok alanda yeni görüşler ortaya çıkmıştır. Bu felsefi dönemi anlamak için, devralınan düşünsel mirasın, özellikle de 12. yüzyıldaki çeviri faaliyetlerinin ve önceki felsefi dönemlerin etkilerinin dikkate alınması büyük önem taşır. Orta Çağ'ın son evrelerindeki düşünsel dönüşümler, Yeni Çağ'ın temellerini atmıştır.
📜 1. 12. Yüzyıl Çeviri Faaliyetlerinin Etkisi
Avrupa'da 12. ve 13. yüzyıllarda, özellikle Endülüs Müslüman kültüründe önemli bir yere sahip olan Antik Yunan ve İslam düşüncesine ait birçok eser, Arapçadan Avrupa dillerine çevrilmiştir.
- Çeviri Merkezleri ✅: Başta İspanya'daki Toledo Çeviri Okulu olmak üzere Sicilya, İtalya ve Fransa'da kurulan çeviri okulları bu faaliyetlerin merkezi olmuştur. Bu okullar, Avrupa üniversitelerinin kuruluş altyapısını oluşturmuştur.
- Çevrilen Önemli Eserler 📚:
- Aristoteles'in Metafizik gibi eserleri.
- İbn Sina'nın el-Kanun fi't-Tıb adlı eseri.
- Sahl b. Bişr'in Astronomi Risalesi.
- İbn Rüşd'ün Aristoteles Şerhleri.
- Skolastik Düşünceye Etkisi 💡: Bu çeviriler sayesinde, skolastik düşüncenin dayanağı olan Aristoteles'in o zamana kadar Avrupa'da bilinmeyen birçok eseri tanınır hale gelmiştir. Skolastik düşünürler, dogmalara dayalı görüşlerini bu yeni bilgilere göre değiştirmek zorunda kalmış, ancak Aristoteles'in düşünceleriyle din temelli dogmatik görüşleri uzlaştırmakta zorlanmışlardır. Bu durum, düşünsel çelişkileri beraberinde getirmiştir.
- Rönesans'a Katkısı ✅: İslam medeniyetinin kendinden önceki medeniyetlerden alıp geliştirdiği bilimsel ve felsefi birikim, bu çeviriler aracılığıyla Avrupa'ya aktarılmıştır. Bu faaliyetler, Rönesans düşüncesinin ve özgür bilimsel düşüncenin ortaya çıkışında kritik bir rol oynamıştır. Batı'yı İslam ve Yunan düşünce birikimiyle tanıştıran bu çeviriler, Avrupalıların düşünce dünyasını kökten değiştirmiştir.
🏛️ 2. Önceki Felsefi Dönemlerin Etkisi ve Düşünsel Dönüşüm
- yüzyıl-17. yüzyıl felsefesi, bazı özellikleriyle önceki felsefi dönemin devamı niteliğindedir; felsefi düşünce bu bakımdan bir süreklilik gösterir.
- Orta Çağ Skolastik Felsefesi ⛪: Orta Çağ'ın 15. yüzyıla kadar egemen olan skolastik felsefesi, kilisenin gölgesinde var olmuştur. Hristiyan teolojisi, İslam dünyasından yapılan tercümeler sayesinde Aristoteles felsefesini daha iyi öğrenmiş ve bunu kendine dayanak yaparak bu iki felsefi sistem arasında bir sentez gerçekleştirmek istemiştir. Ancak kilise, felsefi problemleri dogmalarla ilişkilendirmek yerine, dogmalarla cevaplar geliştirilmesini talep etmiştir.
- Sentezin Zayıflaması 📉: Aristoteles'in felsefesiyle skolastik felsefe teolojisi arasında oluşturulmak istenen sentezin temelleri, Orta Çağ'ın sonlarına doğru zayıflamaya başlamıştır. Düşünürlerin hayat, sanat ve düşüncenin çeşitli imkanlarıyla tanışma isteği ile Hristiyan düşünce yapısı arasındaki ayrılık, 14. yüzyılın başlarından itibaren büyümüştür.
- Felsefenin Özerkleşmesi 💡: Aynı dönemlerde kilise içerisinde felsefeyi din veya teolojinin hizmetkarı olarak kullanmanın uygunluğuyla ilgili tartışmalar yapılmıştır. Bunun sonucunda, felsefenin din ve teolojiden tamamen ayrı bir disiplin olduğu görüşü öne çıkmaya başlamıştır.
- Ockhamlı William ve Çifte Hakikat ⚖️: Skolastik felsefenin son düşünürlerinden Ockhamlı William (1287-1347), "çifte hakikat öğretisi" olarak bilinen yaklaşımı geliştirmiştir. Bu öğretiye göre, bazı hakikatler iman yoluyla, bazıları ise akıl yoluyla bilinebilir. William, insan zihninin deneyim alanının üstüne çıkamayacağını ve dolayısıyla felsefenin bir teoloji sağlayamayacağını savunmuştur. Ona göre insanlar hakikatleri ancak iman yoluyla bilebilirler. Bu yaklaşım, dini inanç alanı olarak ele alan Reform hareketinin ve felsefeyi dinden özerk hale getiren Rönesans sürecinin temellerini atmıştır.
🎨 3. 15.-17. Yüzyıl Felsefesinin Ayırt Edici Özellikleri
Rönesans felsefesinin temel özelliklerinden biri, Orta Çağ'ın skolastik felsefesinden farklı olarak "otoritelerden bağımsız olma" fikridir.
- Birey Merkezlilik 👤: Bu felsefeyle beraber bireyin merkezde olduğu bir hayat görüşü belirmeye başlamıştır. Dönemin felsefesi çok sesli bir felsefedir.
- Doğaya ve Dünyaya Yönelme 🌎: Orta Çağ'ın içe kapalı düşünce dünyasından, doğaya ve dünyaya dönük, hareketli bir düşünce dünyasına geçilmiştir.
- Yeniden Doğuş (Rönesans) 🌟: "Yeniden doğuş" düşüncesi ilk olarak İtalya'da sanat alanında ortaya çıkmış ve zamanla Avrupa'nın farklı ülkelerinde etkili olmuştur.
- Sanat ve Edebiyat 🎭: Dante, Boccacio, Petrarca, Cervantes, Shakespeare, Rabelais, Rubens, Rembrandt, Velasquez, Michelangelo, Da Vinci gibi isimler.
- Felsefe ve Bilim 🧠🔬: Montaigne, Erasmus, More, Machiavelli, Descartes, Galileo, Bruno, Kopernik, Kepler, Newton gibi önemli düşünürler ve bilim insanları.
- İnsan Merkezli Yaklaşım 💡: Rönesans felsefesi, Antik Yunan düşünce mirasından hareketle akla, bireye, dünyevi olana ve eleştiriye dayanan insan merkezli bir yaklaşım geliştirmiştir.
- Bilgi Felsefesi 🤔: Rasyonalist bilgi anlayışına karşı empirist bilgi anlayışı öne çıkmaya başlamış, modern bilimsel düşünce şekillenmiştir.
📊 4. Dönemde Öne Çıkan Konular ve Yaklaşımlar
- yüzyıl-17. yüzyıl düşüncesinde insan merkezli, bilimsel düşünceye dayanan, ruh ve madde ikiliğini esas alan, değişen toplumsal ve siyasal yapıyla ilişkili olarak yeni bir hukuk felsefesinin öne çıktığı bir ortam gelişmiştir.
4.1. Hümanizm 💖
İtalya'da gelişen hümanist düşünceleri ilk ortaya koyanlar Montaigne, Erasmus, Boccacio, Dante gibi Rönesans düşünürleridir.
- Tanımı 📚: İnsanın ne olduğunu, özünü ve bu dünyadaki yerini inceleyen yaklaşımlara "hümanizm" (insancılık) adı verilmiştir.
- Antik Çağ Etkisi ✅: Hümanistler, incelemelerinde Antik Çağ düşüncesini kendilerine kılavuz edinmiş, insanı o dönemin eserlerine dayanarak tanımlamaya çalışmışlardır. Bu nedenle hümanizm, ana hatlarıyla antik literatür (yazılı yapıtlar toplamı) üzerinde yapılan çalışmalara odaklanan bir yaklaşımdır.
- Yeni Hayat Anlayışı 💡: Hümanizm, modern insanın yeni hayat anlayışını ve duygusunu dile getiren bir yaklaşımdır. Dinden bağımsız bir kültür kurmak, insan ve dünya ile ilgili yeni bir felsefe oluşturmak amacıyla geliştirilmiştir.
- Birey Vurgusu 👤: Hümanizmin Antik Çağ literatürü sayesinde keşfettiği "insan", Orta Çağ insanı gibi tek yönlü değil, farklı olanakları kendinde toplamış bir varlıktır. Bu anlayışa göre insan, her şeyden önce bir bireydir; toplumsal aidiyetlerinden önce kendi benliğine yönelen, özgür düşünen ve aklına dayanan bir birey.
4.2. Bilimsel Yöntem 🔬
Modern bilimsel yaklaşımın ortaya çıkmasını sağlayan asıl gelişme, 15. yüzyılda başlayıp 16. yüzyılda devam eden Bilim Devrimi sürecidir.
- Düşünsel Zenginleşme ✅: 15. yüzyıl-17. yüzyıl arasındaki "bilme isteği" sayesinde Antik Yunan, Bizans ve İslam düşüncesinin eserleri Avrupa dillerine çevrilmiş, bu durum Avrupa'nın düşünce dünyasını zenginleştirerek skolastik düşüncenin ötesindeki görüşlerle karşılaşmasını sağlamıştır.
- Sistematik Bakış Açısı 📈: Bilim Devrimi, bilimsel yöntemin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bir kuramın gözlenmiş olgularla nasıl ilişkilendirilmesi gerektiğine ilişkin sistematik bir bakış açısı geliştirilmiştir.
- Tümevarımsal Düşünme ve Deney 🧪: Modern bilim, deneysel yöntemin temelini oluşturan tümevarımsal düşünmeyi ve deneysel süreçleri kullanarak başarıya ulaşmıştır.
- Kuramların Kesin Olmayışı ⚠️: Modern bilimsel düşüncenin ortaya çıkmasıyla, bir kuramın "hiçbir zaman kesin olamayacağı", dolayısıyla zorunlu, biricik ve son olduğunun ileri sürülemeyeceği görüşü bilimin temel ilkeleri arasına girmiştir.
4.3. Kartezyen Felsefe (Descartes) 🧠
Fransız düşünür Descartes, Yeni Çağ felsefesinin, diğer adıyla modern felsefenin, öncüsü kabul edilir.
- Modern Felsefenin Öncüsü ✅: Descartes'ın felsefi yaklaşımı, "Cartesianizm" veya "Kartezyencilik" olarak adlandırılır. Modern felsefenin ilk büyük sistemcisi olması nedeniyle bu unvanı almıştır.
- Rasyonalizm ve Matematik 📐: Rasyonalist bir filozof olan Descartes'a göre, felsefede de bilimde de matematiğin sağladığı kesinlikten hareket edilmelidir. Matematiğin mantıksal yapısını felsefeye yönelterek çağdaş felsefeyi skolastik anlayıştan çıkarmayı amaçlamıştır.
- Metodik Şüphecilik 🤔: "Yöntemsel kuşkuculuk" veya "metodik şüphecilik" olarak bilinen yaklaşımı geliştirmiştir. Doğru olduğu bilinmeyen, hakikate zarar veren bütün inançları ayıklayarak doğru bilgiye ulaşmayı hedeflemiştir. Şüpheyi doğru bilgiye ulaşmada bir araç olarak gören bu yaklaşım, şüpheyi bir amaç olarak gören septisizmden ayrılır.
- "Düşünüyorum, O Halde Varım" 💡: Şüphe ederek doğruya ulaşma yöntemini öncelikle kendisine uygulayan Descartes, gerçek dünyanın, Tanrı'nın, matematiksel bilginin varoluşundan şüphe edip şüphesinde son sınıra ulaşınca aradığı o kesin bilgiye, "Düşünüyorum, o hâlde varım." sonucuna ulaşmıştır.
- Ruh-Madde İkiliği (Düalizm) ☯️: Descartes, "insanda ruhun bedenden ayrı bir varlık olduğu" fikrini ileri sürmüştür. Bu görüş, onun ikici (düalist) felsefesinin temelini oluşturur. Ona göre evrende iki temel töz bulunur: ruh ve madde. Ruh yok olmayan ve canlılığı oluşturan varlık iken, beden insanın maddi varlık alanını ifade eder.
4.4. Hukuk Felsefesi ⚖️
- yüzyıl-17. yüzyıl Avrupa'sında öne çıkan hukuk anlayışı doğal (tabii) hukuk anlayışıdır.
- Doğal Hukuk 📜: Bu anlayış, insanın doğuştan bazı haklara sahip olduğu, bunların doğal olarak var olduğu ve her şeyin üzerinde geçerli olduğu fikrine dayanır. İlk Çağ'da geniş bir literatüre sahip olan doğal hukuk anlayışı, Orta Çağ'da Hristiyanlığın etkisiyle unutulmuş gibidir.
- Yeniden Gündeme Gelişi ✅: 16. yüzyıl Avrupa'sında doğal hukukun tekrar gündeme gelmesinde Rönesans felsefesi ve dindeki reform hareketleri etkili olmuştur. Rönesans ve Reform ile beraber, devlet ve hukukla ilgili olarak kilisenin dogmalarından bağımsız fikirler geliştirilmeye başlanmış ve doğal hukuk anlayışı yeniden varlık bulmuştur.
- Siyaset Felsefesi 👑: Aynı dönemlerde Batı Avrupa'da monarşik merkezi devletlerin ortaya çıkması da dönemin hukuk ve siyaset anlayışını etkilemiştir. Gelişmeye başlayan kapitalist ekonominin gerekleri doğrultusunda ticari faaliyetler için iç emniyetin ve yol güvenliğinin sağlanması ile düzenli vergi toplanması gibi ihtiyaçlar, güçlü bir merkezi otoritenin bulunmasını gerektirmiştir.
- Önemli Düşünürler 👤:
- Niccolo Machiavelli 🇮🇹: Hükümdar adlı eseriyle tanınır. Orta Çağ'ın "Devlet, Tanrı'ya dayanmalıdır." görüşüne karşı "Devlet, insana dayanır." görüşünü temsil etmiştir. Ona göre güçlü devlet, ulusa dayanır; hukuk da devlete bağlıdır. Din, töre ve hukuk, devletin varlığının korunmasına katkıda bulunan araçlardır.
- Jean Bodin 🇫🇷: Doğal hukuku mutlak monarşiyi meşrulaştırmanın bir aracı olarak görmüştür. Egemenin mutlak otoritesinin doğal hukuktan geldiğini savunmuştur. Egemenlik kavramını siyasal düşünceye kazandırmış, egemenliğin niteliklerini "mutlak, sınırsız, sürekli, tek, bölünemez ve devredilemez" olarak ortaya koymuştur.
- Hugo Grotius 🇳🇱: Yeni Çağ'ın ilk gerçek doğal hukukçusudur. Doğal hukuku akla dayandırmış, devleti sosyal sözleşmeyle oluşan bir yapı olarak görmüştür.
- Thomas Hobbes 🇬🇧: Doğal hukuk kavramını mutlak monarşiyi temellendirmek için kullanmıştır. Ona göre insanlar, devletten ve toplumdan önce "doğal durum" içinde yaşıyorlardı; bu dönem "herkesin herkesle savaşı"nın hüküm sürdüğü bir kaos ve güvensizlik zamanıydı ("insan insanın kurdudur"). Bu durum, insanları barış ve iş birliğini sağlamak amacıyla bir sosyal sözleşme yapmaya yöneltmiş, böylece yönetilenler egemenlik haklarını bir yönetici gruba devrederek devlet aygıtını oluşturmuştur.
- John Locke 🇬🇧: Hobbes'tan farklı olarak "doğal durum"un insanların hareketlerini düzenlemenin ve mülkleri üzerinde tasarrufları bakımından gerçek bir hürriyet durumu olduğunu düşünmüştür. Doğal durumu yöneten ve herkese ödev yükleyen kanunun ise "akıl" olduğunu savunmuştur. Locke, arzuladığı liberal düzene temel oluşturacak doğal hâli, tam bir özgürlük ortamı olarak tasvir etmiştir.
4.5. Ütopya Kavramı 🏰
- yüzyıl-17. yüzyıl felsefesinde ütopya kavramı önemli bir yer tutar.
- Tanımı 📚: Ütopya, düşünürlerce ortaya konmuş ideal veya yetkin toplum kurgularını ifade eder. İdeal bir toplum düzeni veya yönetim biçimini ortaya koyan tasarımdır. Platon'un Devlet ve Yasalar adlı eserlerinde de ütopya kavramı ele alınmıştır.
- Amacı 💡: Düşünürler, içinde yaşadıkları toplumsal ve siyasal hayatın sorunlarından hareket ederek ideal bir toplum düzeni arayışı içinde olmuş ve bu ideal toplumu ifade eden ütopyalar geliştirmişlerdir.
- Ütopya Türleri ☯️:
- Ütopyalar (Olumlu Ütopyalar) ✅: İdeal (olması gereken) toplum tasarımını içeren kurgulardır.
- Örnekler: Platon'un Devlet ve Yasaları, Fârâbi'nin Erdemli Şehiri, Thomas More'un Ütopyası, Campanella'nın Güneş Ülkesi, Bacon'ın Yeni Atlantisi.
- Thomas More'un Ütopya'sı: Elli dört kentten oluşan bu ada ülkesinde her kente 6.000 aile yerleşir. Evler her on yılda bir kura çekilerek dağıtılır, özel mülkiyet yasaktır. Kölelik doğal kabul edilse de köleler dışında toplumsal sınıf yoktur ve herkes eşittir. Devlet başkanı seçimle iş başına gelir ve diktatörlüğe kaçmamak şartıyla ömürlüktür.
- Distopyalar (Olumsuz Ütopyalar) ⚠️: Düşünürlerin toplumsal hayatın yaşanan özelliklerinden ve yönelimlerinden hareketle gelecekte ortaya çıkabilecek olumsuz toplumsal hayatı ifade ettikleri kurgulardır. Eleştirel ütopyalar olarak da görülür ve gelecekteki olumsuzluklar hakkında insanları uyararak daha iyi bir toplumsal hayatın inşasına katkı sunmayı amaçlar. Genellikle otoriter devlet sistemlerini eleştirmeye yönelik bir tutum sergilerler.
- Ütopyalar (Olumlu Ütopyalar) ✅: İdeal (olması gereken) toplum tasarımını içeren kurgulardır.
🔭 5. Bilimsel Çalışmaların Felsefeye Etkisi (Bilimsel Devrim)
- yüzyıl-17. yüzyılda geliştirilen çalışmalar ve teoriler, felsefenin ve bilimin evrene dair görüşlerinde büyük değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Bu dönemde yaşanan "bilimsel devrim", insanın kendine ve içinde yaşadığı dünyaya bakışında köklü değişiklikler meydana getirmiştir.
5.1. Nicolaus Kopernik 🌌
Kopernik, düşünce tarihinde bir dönüm noktasını simgeler.
- Güneş Merkezli Sistem ☀️: Kopernik'in Göksel Kürelerin Dolanımı Üzerine adlı eserinde yer alan evrenin ve Dünya'nın küresel olduğu; gök cisimlerinin hareketlerinin üniform (tek düzen), çembersel ve sürekli olduğu gibi fikirler Aristoteles'ten beri kabul edilen fikirlerdir. Ancak Kopernik'in evren sisteminin devrimci nitelikte kabul edilmesinin temel nedeni, Dünya'yı evrenin merkezi olmaktan çıkarıp Güneş'in etrafında dolanan sıradan bir gezegen sayması olmuştur. Batlamyus'un İlk Çağ'dan beri hakim olan Dünya merkezli evren sistemi yerine Güneş merkezli yeni bir evren sistemi önermiştir.
- Felsefi Etkileri 💡: Astronomi alanındaki bu evren sistemi değişikliğinin sonuçları, bilimde olduğu kadar felsefede de dikkat çekici etkiler meydana getirmiştir. Çünkü Batlamyus astronomisi, o zamana kadar kilise ve üniversiteler tarafından doğru kabul edilen bir evren sistemiydi. Kopernik'le insanoğlunun kendini evrenin merkezinde sayma iddiası yıkılmış, doğanın bir parçası olduğu düşüncesi doğmuştur.
- Kilise Tepkisi ⚠️: Kopernik, bu görüşlerinin yol açacağı tepkileri sezmiş, bu nedenle eseri ölümünden sonra yayımlanmıştır. Kilise, bu sistemi matematiksel bir açıklama aracı olarak kabul etse de, felsefi doğruluğunu reddetmiştir.
5.2. Galileo Galilei 🔭
İtalyan fizikçi Galileo, çalışmalarına Aristoteles fiziğini eleştirerek başlamıştır.
- Gözlem ve Deney 🧪: Gözlem ve deney tekniklerini kullanarak Aristoteles fiziğini eleştirmiştir. Örneğin, sarkacın hareket süresinin sadece uzunluğuna bağlı olduğunu, ağırlığına ya da hareket alanına bağlı olmadığını keşfetmiştir. Ayrıca, farklı ağırlıklardaki topların yere düşme süresinin kütleye bağlı olmadığını kanıtlamıştır.
- Astronomi Çalışmaları 🌟: Kendi icat ettiği teleskobu kullanarak Jüpiter'in dört uydusu bulunduğunu gözlemlemiş, Ay'daki dağları ve Güneş üzerindeki birçok lekeyi keşfetmiştir. Bu keşifler, gök cisimlerinin Dünya ile aynı tür maddelerden oluştuğunu göstermiştir.
- Kopernik'i Desteklemesi ✅: Venüs gezegeninin hareketlerini gözlemleyip Venüs'ün Dünya'nın etrafında değil, Güneş'in etrafında döndüğü sonucuna ulaşmıştır. Bu bilgi, Kopernik'in hipotezi lehine güçlü bir kanıt sağlamıştır.
- Kilise ile Çatışma ⛪: İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog adlı eserinde Batlamyusçu ve Kopernikçi görüşleri tartışan Galileo, Güneş merkezli Kopernikçi görüşleri destekleyecek iddialar ortaya koymuştur. Bu durum, onun kilise ile karşı karşıya gelmesine ve yargılanmasına neden olmuş, ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir.
5.3. Francis Bacon 💡
- yüzyıl-17. yüzyıllarda bilim alanında pek çok gelişme yaşanmasına karşın, bilimsel düşünceye ve bilimsel yönteme ait fikirler sistemli ve bütüncül değildi. Bilimi kendine özgü bir yönteme sahip olan bir bilme yaklaşımı olarak açıklama girişimi ilk kez Francis Bacon'la ortaya çıkmıştır.
- Bilimin Önemi ✅: Bacon, bilimin önemini ve insanlığın refahı yönünde vadettiği olanakları kavrayan ilk düşünürlerdendir. Onun öncelikli amacı, insanoğluna doğayı tanıma, doğa kuvvetlerini kontrol altına alma gücünü ve olanağını verecek genel bir anlayış bulmaktır.
- Bilimsel Yöntem 🔬: Bacon'ın çalışmalarındaki ikinci özellik ise asıl ilgisinin bilimi anlamaya, bilgi edinmenin doğru ve etkili yolunu kesin bir biçimde belirlemeye yönelik olmasıdır. Ona göre doğanın sırlarını çözmek ve yasalarını keşfetmek için gözlem ve deney yapma, sonuçları toplama, kaydetme ve sınıflama gibi yöntemli bir çalışma sürecini takip etmek gereklidir.
- Tümevarımsal Mantık 📊: Bacon'a göre, insanın doğa karşısındaki bilgisizliği yanlış bir yönteme bağlı kalmaktan kaynaklanır. Bilimde doğru yöntem, tümevarımdan, yani tüm yargı ve genellemeleri gözlem veya deneyle elde edilen olgusal bilgilere dayandırmaktan başka bir şey değildir. Tümdengelimsel mantığın bilimsel çalışmaların temeli olması fikrine karşı çıkarak, tümevarımsal mantığı esas almıştır.
- Bilimin Önündeki Engeller: Putlar (İdoler) ⚠️: Bacon, güvenilir bilgiye ulaşmada bizi bilimsel yöntemden ayırabilecek etmenlere "putlar" veya "idoller" der. Dört tür puttan söz eder:
- Kabile Putları 👥: Duyularımızın tanıklığına inanma, duygularımızın yargılarımıza karışmasına izin verme ve yorumlarımızı algıladığımız şeylere dayatma gibi bozucu etmenlerdir. İnsan doğasının ortak yanılgılarıdır.
- Mağara Putları 🏞️: Her bireyin kendi mizacından, eğitiminden ve deneyimlerinden kaynaklanan, bir tür algıda seçicilik olarak görülebilecek bozucu etkilerdir. Herkesin kendi "mağarasında" farklı bir gerçeklik görmesidir.
- Piyasa Putları 🗣️: Esas olarak dilin ve sözcüklerin aracılık ettiği bozucu etkilerdir. Yanlış veya belirsiz kelime kullanımları, iletişimi ve dolayısıyla doğru bilgiyi engeller.
- Tiyatro Putları 🎭: Gerçekliğin simgesel temsilleridir. İnsanların gerçekliğe yanlış biçimde bakmasına neden olan, belki de bugün ideolojiler dediğimiz türden çeşitli felsefe sistemleridir. Eski felsefi sistemlerin dogmatik etkileri.
5.4. Isaac Newton 🍎
Isaac Newton'ın fizik, astronomi ve matematikteki keşiflerinin her biri ayrı bir öneme sahiptir.
- Bilimsel Çalışmaların Birleşimi ✅: Newton'dan önce bilimsel çalışmalar dağınık ve birbirinden kopuktu. Newton'ın çalışmalarında, 15. yüzyıl-17. yüzyıl arasındaki bilimsel çalışmaların sonuçlarını kapsayan teorik düzeyde bir sistem ortaya çıkmıştır.
- Evrensel Çekim Yasası 🌌: Optik konusunda birçok çalışma yapmış olsa da, gök mekaniği konusundaki çalışmaları daha çok ses getirmiştir. Yere düşen cisimlerle gökte dolanan gezegen ve uyduların hareketlerinin aynı ilkeye bağlı olduğu hipotezini öne sürmüştür. 1685 yılında Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri adlı eserinde, gezegenleri Güneş'e doğru çeken gücün Güneş'in kütlesinin çekim gücü olduğunu ifade etmiştir. Bu ilke sayesinde, elmanın yere düşmesi ile Dünya'nın Güneş etrafında dolanması gibi birbirinden farklı görünen olguları ortak bir kategoride düşünme ve açıklama olanağı elde etmiştir.
- Hareket Kanunları 1️⃣2️⃣3️⃣: Eserinde üç temel nokta bulunur:
- Hareketin Üç Kanunu: Fiziğin bir alanı olan dinamiği sistem olarak geliştirmiştir.
- Birinci Kanun: "Cisimler engellenmedikçe aynı hızla, aynı doğrultuda hareketlerini sürdürür." (Eylemsizlik)
- İkinci Kanun: "Kuvvet, hız veya yön değiştirmenin nedenidir ve kütle ile ivmenin çarpımı olarak ifade edilir." (F=ma)
- Üçüncü Kanun: "Her etkiye karşı eşit bir tepki vardır." (Etki-Tepki)
- Temel Terimlerin Tanımı: Kanunları ortaya koymadan önce kütle ve momentum gibi terimlerin anlamları üzerinde durmuş, bilimsel düşünceye katkı sağlamıştır.
- Kopernik-Kepler Sisteminin Teorileşmesi: Astronomide Kopernik ve Kepler'in ilk adımlarını attıkları sistemi bilimsel bir teori olarak geliştirmiştir. Kütle Çekim Kanunu'ndan yararlanarak gezegenlerin, uyduların, kuyruklu yıldızların hareketlerini en küçük ayrıntılarına kadar açıklama olanağı bulmuştur.
- Hareketin Üç Kanunu: Fiziğin bir alanı olan dinamiği sistem olarak geliştirmiştir.
- Bilimin Tanımı 📐: Newton'a göre bilim, ölçülebilen ve matematiksel biçimde ifade edilebilen, gözlem ve deney sonuçlarını bir ana kavrama bağlayarak açıklayan bir girişimdir. Galileo'da olduğu gibi Newton'da da asıl amaç, doğanın deneye konu olan işleyişini matematiksel bir teori ile betimlemek ve açıklamaktır.
📝 Sonuç
- yüzyıl-17. yüzyıl felsefesi, Orta Çağ'ın düşünsel mirasını devralırken, aynı zamanda ondan köklü bir şekilde ayrılan, otoriteden bağımsız, insan merkezli ve bilimsel düşünceye dayalı yeni bir dönemi temsil etmektedir. 12. yüzyıl çeviri faaliyetleriyle başlayan entelektüel uyanış, skolastik düşüncenin sorgulanmasına yol açmış ve felsefenin özerkleşmesini sağlamıştır. Hümanizm, bilimsel yöntem, Kartezyen felsefe ve doğal hukuk gibi yaklaşımlar, bu dönemin düşünsel çeşitliliğini ve derinliğini ortaya koymuştur. Kopernik, Galileo, Bacon ve Newton gibi bilim insanlarının çalışmaları ise evren ve insan anlayışında devrim niteliğinde değişikliklere yol açarak, modern bilimin ve felsefenin temellerini atmıştır. Bu dönem, Batı düşüncesinin gelişiminde bir dönüm noktası olmuş, akıl ve deneyin ön plana çıktığı yeni bir çağın kapılarını aralamıştır.








