Bu çalışma materyali, Antik Yunan felsefesindeki çokçular ve atomcuların varlık sorununa yaklaşımlarını ele almaktadır. İçerik, bir ders kaydı transkripti ve kopyalanmış bir metin kaynağından derlenerek hazırlanmıştır.
Çokçular ve Atomcularda Varlık Sorunu
Özlü Söz: "İnsan bir küçük dünyadır." (Mikros kosmos.) – Demokritos
Kazanımlar:
- Empedokles ve Anaksagoras’ın çokçuluk anlayışlarını kavramak.
- Leukippos ve Demokritos’un atomculuk anlayışlarını kavramak.
- Çokçu filozofların varlıktaki hareket ve değişimi ele alışlarını öğrenmek.
- Tekçi filozofların varlığa bakışı ile çokçu filozofların varlığa bakışı arasındaki farkları kavramak.
Giriş: Değişim Sorunu ve Çokçu Yaklaşımlar
Parmenides'ten sonra değişim, felsefenin merkezi sorunlarından biri haline gelmiştir. Varlığın tek ve değişmez olduğu görüşüne karşı çıkan filozoflar, bu sorunu çözmek amacıyla "çokçular" ve "atomcular" olarak adlandırılan iki ana akım oluşturmuşlardır. Kendilerinden önceki filozofların varlığı tek bir kök-öğeden (arkhe) türetme anlayışına karşıt olarak, bu filozoflar kök-öğelerin sayısını çoğaltmışlardır.
Hem çokçular hem de atomcular, değişimi var olan şeylerin birleşmesi veya ayrılması olarak yorumlamıştır. Onlara göre evrende sayıları değişmeden sabit kalan pek çok öğe bulunur. Bu öğeler sürekli hareket halindedir ve hareketleri sırasında ya birbirlerinden ayrılırlar ya da birbirleriyle birleşirler. Bizi çevreleyen dünyadaki çeşitliliğin kaynağı işte bu birleşme ve ayrışma hareketleridir. Bu yaklaşıma göre, gerçek anlamda bir yok olma yoktur, yalnızca öğelere ayrılma durumu söz konusudur. Bu bölümde, Empedokles ve Anaksagoras'ın çokçuluk anlayışları ile Leukippos ve Demokritos'un atomculuk anlayışları incelenerek, değişim sorununa getirdikleri yanıtlar detaylandırılacaktır.
1. Çokçular
Çokçular, evrendeki şeylerin meydana gelişini birden fazla temel öğenin varlığına dayandırarak açıklarlar. Onlara göre gerçek anlamda bir oluş ve değişim yoktur; bunlar yalnızca kök-öğelerin hareketidir. Kök-öğeler öncesiz ve sonrasızdır, meydana gelmemiş ve yok olmayacaklardır.
1.1. Empedokles (MÖ 495-435)
Empedokles, Sicilya'da yaşamış çok yönlü bir filozoftur; politikacı, şair, hekim ve doğa bilimci kimliklerinin yanı sıra kahin ve şifacı yönleriyle de bilinir.
Dört Kök-Öğe (Rizomata) 📚
Empedokles, kendisinden önceki filozofların su, hava ve ateşi kök-öğe olarak görmelerine toprağı da ekleyerek dört temel kök-öğeyi (arkhe) belirlemiştir: su, hava, ateş ve toprak. Bu dört cisimsel öğeyi Yunan Tanrılarıyla ilişkilendirmiştir. Bu kök-öğelere "rizomata" adını vermiştir.
Rizomataların özellikleri şunlardır:
- ✅ Yok olmazlar
- ✅ Değişmezler
- ✅ Ezelidirler ve ebedidirler
- ✅ Nitelikleri değişmez
- ✅ Bölünemezler
- ✅ Sayıları değişmeden kalır
- ✅ Sayısız farklı biçimde birbirleriyle birleşebilirler
- ✅ Birbirlerine dönüşmezler
- ✅ Birbirleriyle eşittirler
Bu kökler, Latinceye "elementum" olarak geçmiş ve 17. yüzyıla kadar fizik ve kimyada temel bir önem taşımıştır.
Hareket ve Değişim: Sevgi ve Nefret 💖💔
Empedokles'e göre evrende mutlak bir değişme yoktur. Her şeyin kaynağı olan bu kök öğeler belli oranlarda birleşir ve ayrışır. Bu birleşme ve ayrışmayı sağlayan iki etkin güç ise sevgi ve nefrettir.
- Sevgi: Birleştirici güçtür, öğelerin bir araya gelmesini sağlar.
- Nefret: Ayırıcı güçtür, öğelerin birbirinden ayrılmasını sağlar.
Bu iki güç sırayla birbirine üstünlük sağlar ve evrendeki döngüyü oluşturur. Bu güçler, modern fizikteki çekme (attraction) ve itme (repulsion) kuvvetlerinin ataları olarak kabul edilir. 💡
Diğer Katkıları 🔬
- Doğal Seçilim: Canlıların ortaya çıkışını rastlantısallıkla açıklamış, uyumlu ve güçlü olanların hayatta kaldığını belirtmiştir. Bu, doğal seçilim ilkesinin atası olarak kabul edilir.
- Tıp: Tıp varsayımı da rizomata düşüncesine dayanır; hastalık, bu dört kök-öğeden birinin bedende azalması ya da çoğalması olarak açıklanır.
- Gözenekler Kuramı: Nesnelerin birbirine etki edişini ve algılamayı, nesnelerden yayılan ışınların gözenekler aracılığıyla etkileşimiyle açıklamıştır.
Sınırlılıkları ⚠️
Empedokles'in sistemi, boş yerin bulunmadığı bir evrende hareketin nasıl olanaklı olduğu sorunuyla karşı karşıyadır.
1.2. Anaksagoras (MÖ 510-428)
İzmir yakınlarındaki Klazomenai'den olan Anaksagoras, Perikles'in davetiyle Atina'ya yerleşmiş, ancak "dinsizlik" suçlamasıyla yargılanan ilk filozof olmuştur. Güneşi bir tanrı değil, bir taş olarak görmesi, geleneksel mitoslara aykırı bulunmuştur.
Spermata (Tohumlar) 📚
Anaksagoras, çokçu bir yaklaşım benimseyerek varlığın kök-öğelerinin sonsuz sayıdaki spermata (tohumlar) olduğunu varsayar. Empedokles'in dört kök-öğe görüşüne karşı çıkarak, ne kadar var olan varsa o kadar da kök-öğe bulunması gerektiğini savunur. Çünkü bir şeyin, o şey olmayan başka bir şeyden oluşması açıklanamazdır.
Spermataların özellikleri:
- ✅ Yok olmazlar
- ✅ Değişmezler
- ✅ Ezelidirler ve ebedidirler
- ✅ Nitelikleri değişmez
- ✅ Bölünemezler
- ✅ Sayıları sonsuzdur
- ✅ Sayısız farklı biçimde birbirleriyle birleşebilirler
- ✅ Birbirlerine dönüşmezler
Empedokles'in rizomatalarından en önemli farkı, spermataların sayısının sonsuz olmasıdır. Anaksagoras'a göre "her şey, her şeyin bir parçasındadır." Bu, başlangıçta her şeyin bir arada bulunduğu bir kaos durumundan kaynaklanır.
Nous (Akıl) 🧠
Anaksagoras'a göre başlangıçta evren her şeyin karmaşık halde bulunduğu bir kaos durumundadır. Bu kaostan düzenli bir evrene geçişi sağlayan güç nous (akıl)'dur.
- Nous, bütün nesnelerin en incesi ve en arınmışıdır.
- Tohumlardan farklı olarak yalın ve hiçbir şeyle karışmamıştır.
- Kendi kendine hareket edebilen tek maddedir ve bütün öteki varlıkların hareket ilkesidir.
- Nous, evrendeki tüm spermataların değişimlerini, birleşme ve ayrışmalarını düzenler.
- Ancak nous, evrenin mimarıdır, yaratıcısı değildir; çünkü evreni oluşturan öğeler, nous kadar eskidir.
Nous'un evreni düzenleyici bir işlev yüklenmesi, Anaksagoras'ı ilk teleolojik (erekselci) düşünürlerden biri yapmıştır. 🎯
2. Atomcular
Çokçuların ardından varlığın kökeni sorununa farklı bir yaklaşım atomculardan gelmiştir. "A-tom" kelimesi, "bölünemez/parçalanamaz" anlamına gelir. Atomcular, matematiksel olarak değil ama fiziksel olarak bölünemez ilk ilkelerin tüm şeylerin varlığının nedeni olduğunu savunur. Empedokles ve Anaksagoras niteliksel bir çokçuluktan yanayken, atomcular niceliksel bir çokçuluğu savunur. Bir nesnenin özelliklerini, nesneyi oluşturmak için bir araya gelen atomların sayısı ve bir araya geliş biçimleri belirler. Örneğin, katı bir şeyde atomlar sıkı, yumuşak bir şeyde ise atomlar gevşektir.
2.1. Leukippos
Atomculuğun kurucusu olarak kabul edilen Miletli Leukippos hakkında çok az bilgi günümüze ulaşmıştır. Hocası Elealı Zenon'un her şeyin sonsuza dek bölünebilir olduğu düşüncesine karşı çıkarak, şeylerin bölünmez olanlardan (atomlardan) oluştuğunu savunmuştur.
Atomlar ve Boşluk 🌌
Leukippos, Parmenides'in boşluk ve hareket yoktur görüşüne karşı çıkarak, hareketin olduğunu ve hareket için boşluğun bulunması gerektiğini savunmuştur. Evrenin boş ve dolu iki türlü sonsuz öğeden kurulduğunu belirtmiştir:
- Dolu olan öğe: Atomlar (bölünmez/parçalanamaz olan).
- Boş olan öğe: Atomların farklı biçimlerde düzenlenebilmesinin koşulu olan boşluk.
Atomların bölünemez ve yok edilemez olmaları ile sonsuz sayıda olmaları temel özellikleridir.
Belirlenimcilik (Determinizm) ⛓️
Leukippos'un atomculuk görüşünün bir diğer özelliği de evrende olup bitenlerin rastlantısallıkla değil, belirlenimcilikle (determinizm) açıklanıyor oluşudur. Ona göre "Hiçbir şey boşuna olmaz, tersine, her şey bir zeminden ve zorunlu olarak gelir."
2.2. Demokritos (MÖ 460-360)
Abderalı Demokritos, atom kavramını felsefe ve bilime kazandırmıştır. Dış dünyada karşılaşılan çokluğun sonsuza kadar bölünebilir olmadığı görüşündedir. Ona göre fiziksel olarak bölünebilmenin sınırları atomlardır.
Atomların Özellikleri ✅
Demokritos'a göre atomlar boşlukta devinen, birbirleriyle çarpışıp bileşim oluşturan yapılardır. Boşluk, atomların devinebilmesi için hareket alanı sağlar.
- Her bir atom bölünemez bir birimdir.
- Atomlar türdeştir.
- Atomun içinde boşluk yoktur, bu nedenle bölünemezler.
- Atom içinde bir yerin başka bir yerden ayrımı yoktur.
- Atomların belli büyüklüğü, biçimi ve ağırlığı bulunur.
- Buna karşın renksiz, tatsız ve kokusuzdurlar (bu nitelikler duyumlarımızla ortaya çıkar).
- Hareket edebilirler.
- Duyularımızla algılanamayacak kadar küçüktürler.
- Sınırsız boşlukta devinirler.
- Atomlar ortadan kaldırılamaz ve yaratılmamışlardır.
Değişim ve Hareket Açıklaması 🔄
Tüm görünüşler atomların hareketi aracılığıyla ortaya çıkar. Atomlar değişmez olduğundan, değişim yalnızca görünüştedir. Atomların hareket etmesi için nous, sevgi, nefret gibi herhangi bir dış kaynak gerekli değildir. Atomların hareketi mekanik bir süreçtir ve nedensellikle gerçekleşir. Bir atom kendi hareketi konusunda bir seçim yapmaz, belli bir nedensellik dizgesi içindedir. Bu görüşleri nedeniyle Demokritos kusursuz bir materyalist olarak nitelenir. 🔬
Atomlar büyüklük, sertlik ve biçimce birbirlerinden ayrılır. Çeşitli biçim, sertlik ve büyüklükteki atomlar bir araya gelerek dış dünyadaki nesneleri oluştururlar. Bu bir araya geliş farklı biçimlerde gerçekleşerek farklı nesneler ortaya çıkarır.
Örnek: Benzerlerin Benzerlere Çekimi 📖
Demokritos, evrenin kuruluşunda atomların bir kasırga ile ayrıldığını ve "Benzerler benzerlere" kanununun etkisini gösterdiğini belirtir. Tıpkı güvercinlerin güvercinlerle, turnaların turnalarla bir araya gelmesi gibi, cansızlarda da kalburlanan tohumlarda (mercimekler mercimeklerin, buğdaylar buğdayların yanına) veya dalgaların sürüklediği taşlarda (uzunca taşlar uzuncaların, yuvarlaklar yuvarlakların yanına) benzerlerin birleştiğini gözlemler.
Sonuç ve Karşılaştırma 📝
Bu bölümde ele alınan çokçu ve atomcu filozoflar, Parmenides sonrası ortaya çıkan değişim sorununa farklı ancak birbirini tamamlayan çözümler sunmuşlardır.
- Empedokles, dört kök-öğe (rizomata) ve sevgi-nefret güçleri aracılığıyla değişimi açıklamış, böylece modern fizikteki çekme ve itme kuvvetlerine ilham vermiştir.
- Anaksagoras ise sonsuz sayıdaki tohumlar (spermata) ve evreni düzenleyen nous (akıl) kavramıyla, değişimin ve düzenin ereksel bir ilke tarafından yönetildiğini öne sürmüştür.
- Atomcular Leukippos ve Demokritos ise, varlığın temelini fiziksel olarak bölünemez atomlara ve boşluğa dayandırmışlardır. Onlara göre değişim, atomların boşlukta mekanik olarak hareket etmesi, çarpışması ve birleşip ayrılmasıyla gerçekleşir. Bu yaklaşım, dış dünyadaki çeşitliliği atomların farklı büyüklük, biçim ve düzenlenişleriyle açıklamış, materyalist ve determinist bir dünya görüşünün temellerini atmıştır.
Her iki felsefi akım da, tekçi varlık anlayışına karşı çıkarak, evrenin çoklu ve hareketli yapısını farklı ilkelerle temellendirmiş ve Antik Yunan felsefesine önemli katkılar sağlamıştır.








