🇹🇷 1923-1939 Yılları Arası Türk Dış Politikası: Genç Cumhuriyetin Uluslararası Adımları
Kaynak Bilgisi: Bu çalışma materyali, bir dersin sesli transkripti ve kopyalanmış metin kaynaklarından derlenerek hazırlanmıştır.
Giriş: Genç Cumhuriyetin Dış Politika Serüveni
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile İkinci Dünya Savaşı'nın eşiğine kadar uzanan 1923-1939 dönemi, genç Cumhuriyet'in uluslararası alanda varlığını kabul ettirme, bağımsızlığını pekiştirme ve bölgesel barışı sağlama çabalarıyla doludur. Bu kritik süreçte, Lozan Barış Antlaşması'nın getirdiği bazı sorunların çözümü, yeni uluslararası ilişkilerin tesisi ve dünya genelindeki gerilimlere karşı ulusal güvenliğin sağlanması ön planda yer almıştır. Bu çalışma materyali, dönemin önemli dış politika konularını ve Türkiye'nin bu konulardaki yaklaşımlarını detaylı bir şekilde incelemektedir.
🗓️ 1923-1930 Yılları Arası Türk Dış Politikası: Lozan Sonrası İlişkiler ve Sorunlar
Bu dönemde, Lozan Antlaşması'ndan kalan sorunların çözümü ve komşu ülkelerle ilişkilerin normalleştirilmesi temel gündemi oluşturmuştur.
1. Türk-Yunan İlişkileri: Ahali Değişimi Sorunu (Etabli)
📚 Tanım: Lozan Antlaşması'na göre Türkiye'deki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler karşılıklı olarak değiştirilecekti. Ancak, 30 Ekim 1918'den önce İstanbul'da yaşayan Rumlar ile Batı Trakya'da yaşayan Türkler bu değişimin dışında tutulacaktı. "Yerleşmiş" anlamına gelen "Etabli" teriminin kapsamı konusunda anlaşmazlık yaşanmıştır.
✅ Gelişmeler:
- Uluslararası temsilcilerden oluşan bir komisyon kuruldu.
- Komisyonun faaliyete geçmesiyle "etabli" tanımı konusunda Türk ve Yunan temsilcileri arasında anlaşmazlık çıktı.
- Sorun Milletler Cemiyeti'ne ve Uluslararası Daimi Adalet Divanı'na taşınsa da çözülemedi ve ilişkiler gerildi.
- Yunanistan, Batı Trakya Türklerinin mallarına el koyarken, Türkiye de İstanbul Rumlarının mallarına el koydu.
- 1 Aralık 1926'da bir antlaşma imzalandı ancak sorunlar devam etti.
- 💡 Yunan Başbakanı Venizelos ve Atatürk'ün şahsi gayretleriyle uzlaşma sağlandı.
- 10 Haziran 1930'da imzalanan yeni bir sözleşmeyle İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin hepsi "yerleşik" kapsamına alındı ve azınlık malları düzenlendi.
- 30 Ekim 1930'da Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaşma, Hakem Anlaşması imzalandı.
- Bu süreç, Balkan Antantı'nın imzalanmasına zemin hazırlayan sıcak ilişkilerin başlangıcı oldu ve 1950'lerde Kıbrıs sorunu ortaya çıkana kadar devam etti.
2. Türkiye-Irak Sınırının Belirlenmesi: Musul Sorunu
✅ Gelişmeler:
- Lozan görüşmelerinde Türkiye ile İngiltere arasında en çok tartışılan konu Irak sınırıydı.
- Musul sorunu Lozan'da çözümlenemedi ve dokuz ay içinde Türk-İngiliz görüşmelerine bırakıldı; çözülemezse Milletler Cemiyeti'ne götürülecekti.
- 19 Mayıs 1924'te İstanbul'da Haliç Konferansı başladı ancak sonuç alınamadı.
- İngiltere'nin bölgede çatışma çıkarması ilişkileri gerdi ve konu Milletler Cemiyeti'ne taşındı.
- Türkiye halk oylaması isterken, İngiltere reddetti.
- Milletler Cemiyeti Konseyi geçici bir sınır belirledi ve bir komisyon görevlendirdi.
- ⚠️ Komisyon göreve başladığı sırada Şeyh Sait İsyanı patlak verdi. Bu durum Türkiye'yi zayıflatırken İngiltere'nin işine geldi.
- Komisyon, 16 Temmuz 1925'te raporunda Musul ve Kerkük'ün İngiltere mandaterliğindeki Irak'ta kalması gerektiğini belirtti. Milletler Cemiyeti Genel Kurulu bu kararı onayladı.
- Türkiye'nin itirazlarına rağmen sonuç alınamadı ve konu Lahey Adalet Divanı'na taşınsa da karar değişmedi. Bu durum Türkiye'nin uluslararası platformda yalnız kaldığını gösterdi.
- 5 Haziran 1926'da imzalanan antlaşma ile Türkiye, Musul'u İngiltere mandaterliğindeki Irak'a bıraktı. Buna karşılık Türkiye'ye Musul petrollerinden 25 yıl süreyle %10 pay verilecekti. Ancak Türkiye, 500 bin sterlini nakit alarak hisselerini devretti.
3. Türk-Fransız İlişkileri
Bu dönemde Fransa ile çeşitli sorunlar yaşanmıştır:
- Türkiye-Suriye Sınırı:
- 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması'nda sınır için komisyon kurulması kararlaştırıldı.
- Komisyon 1925'te çalışmaya başladı, anlaşmazlıklar üzerine doğrudan görüşmeler yapıldı.
- 18 Şubat 1926'da Dostluk ve İyi Komşuluk Sözleşmesi imzalandı, Türkiye-Suriye sınırı çizildi ve Türk-Fransız ilişkileri yeni bir döneme girdi.
- Yabancı Okullar Sorunu:
- Türk Hükümeti, yabancı okullarda Tarih ve Coğrafya derslerinin Türkçe ve Türk öğretmenler tarafından verilmesini kararlaştırdı.
- Okullar özerkliklerini öne sürerek kararları uygulamaya yanaşmadı.
- Türk Hükümeti'nin kararlılığı üzerine sorun uluslararası bir boyut kazandı.
- Fransız Hükümeti ve Papalık müdahale etmek istese de Türkiye sadece okulları muhatap kabul edeceğini açıkladı.
- Fransa geri adım attı ve okulların çoğunun kapanması pahasına sorun çözüldü.
- Osmanlı Borçları Sorunu:
- Lozan Antlaşması'na göre Türkiye borçların önemli bir kısmını ödemeyi kabul etti, ödeme şekli ikili görüşmelerle belirlenecekti.
- Çoğunluğu Fransız alacaklılarla yapılan görüşmeler uzadı ve gerginlikler yaşandı.
- 13 Haziran 1928'de imzalanan anlaşmayla miktar ve ödeme şekli belirlendi.
- 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası Türkiye borçları ödemekte güçlük çekti ve 23 Nisan 1933'te yeni bir ödeme takvimi belirlendi.
- Borçlar sorunu krize dönüşmeden çözüldü, son taksit 1954'te ödendi.
- Adana-Mersin Demiryolu Sorunu:
- Türkiye'nin demiryolunu satın alma isteği üzerine Fransa'nın da katıldığı şirketle görüşmeler yapıldı.
- Fransa'nın geri adım atmasıyla sorun çözüldü.
- Haziran 1929'da yapılan anlaşmayla Fransızlar demiryolunun Türkiye'ye devrini onayladı.
- Bozkurt-Lotus Davası:
- 2 Ağustos 1926'da Fransız bandıralı Lotus gemisi ile Türk bandıralı Bozkurt gemisi çarpıştı, Bozkurt battı ve 8 kişi öldü.
- İki geminin kaptanı İstanbul'da tutuklandı; Türk kaptan 4 ay, Fransız kaptan 80 gün hapse mahkum edildi.
- Fransız Dışişleri Bakanı, Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu ileri sürerek karara itiraz etti, Türkiye bu isteği reddetti.
- 12 Ekim 1926'da Hakemlik Sözleşmesi imzalanarak olay Lahey Adalet Divanı'na taşındı.
- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey temsil etti.
- 7 Eylül 1927'de Divan, Türkiye'nin uygulamasının doğru olduğuna ve uluslararası hukuk ihlali olmadığına karar verdi.
- ✅ Davanın Türkiye tarafından kazanılması, kaldırılan kapitülasyonların fiilen de ortadan kalktığını gösterdi.
4. Türkiye-İtalyan İlişkileri
✅ Gelişmeler:
- 1922'de iktidara gelen Mussolini'nin saldırgan ve sömürgeci politikaları ilişkileri olumsuz etkiledi. İtalya'nın Doğu Akdeniz'e egemen olma siyaseti Türkiye için tehdit olarak algılandı.
- 1926-1927 yılları bir dönüm noktası oldu; Musul sorununun çözümü ilişkileri olumlu etkiledi.
- İtalya'nın Balkanlar'daki yayılmacı politikası Yugoslavya ve Fransa'yı ittifaka zorladı. İtalya, Türkiye ve Yunanistan'ı yanına çekmeye çalıştı ancak Türk-Yunan gerginliği nedeniyle bu gerçekleşemedi.
- 30 Mayıs 1928'de Tarafsızlık ve Uzlaşma Anlaşması imzalandı. Taraflar birbirleri aleyhine ittifaklara katılmayacaklarını taahhüt etti.
- 1928 Anlaşması ile sıkıntılar atlatıldı ancak İtalya'nın yayılmacı politikası sona ermediği için samimi bir işbirliği kurulamadı.
- 1930 Türk-Yunan anlaşmasından sonra İtalya ile yollar ayrıldı.
- 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi sonrası Türk-İngiliz yakınlaşması Türk-İtalyan ilişkilerini olumsuz etkiledi.
5. Türk-Sovyet İlişkileri
✅ Gelişmeler:
- Kurtuluş Savaşı yıllarından beri iyi olan ilişkiler, ticaret, iç ve dış politika ekseninde gelişti.
- Sovyetler, ticari ve ekonomik ilişkilerle Türkiye'yi nüfuzu altına almaya çalışsa da Türkiye'nin Batı ile ekonomik ilişkiler kurması Sovyet etkisini kırdı.
- Türkiye, Sovyet Rusya'daki komünist rejime karşı ülke içindeki komünist hareketlere izin vermedi. Rusya da Türkiye'nin iç politikasına müdahale etmedi.
- İki ülke dış politikada yakın siyaset izledi.
- 1925'te Dostluk ve Saldırmazlık Anlaşması imzalandı. Üç yıl olarak planlanan anlaşma 1945'e kadar sürdü.
6. Doğu Devletleriyle İlişkiler
- Afganistan ile İlişkiler:
- 1 Mart 1921 Moskova Dostluk Anlaşması ile başlayan ilişkiler Lozan sonrası da devam etti.
- Atatürk'ün devrimleri Afganistan'a model oldu. Türkiye'den uzmanlar (öğretmen, subay, doktor) gönderildi, Afgan öğrenciler Türkiye'ye geldi.
- Rusya ve İngiltere'nin nüfuz mücadelesine sahne olan Afganistan, Türkiye'yi dayanak olarak gördü.
- Mayıs 1928'de Türk-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalandı.
- İran ile İlişkiler:
- Cumhuriyet sonrası sınır bölgesindeki kabile ve aşiretlerden kaynaklanan küçük sorunlar yaşandı.
- Musul sorununun çözüldüğü günlerde, 23 Nisan 1926'da Güvenlik ve Dostluk Anlaşması imzalandı.
- 1928'de yeni bir protokol ile sorunlar çözümlendi.
- İlerleyen yıllarda devlet başkanlarının şahsi dostluklarıyla ilişkiler daha samimi gelişti.
- Arap Ülkeleri ile İlişkiler:
- Bu ülkelerin çoğunun manda idaresi altında olması nedeniyle ilişkiler gelişemedi.
- ⚠️ Türkiye'nin 3 Mart 1924'te halifeliği kaldırması ve laikleşme atılımları, bu bölgelerden büyük tepkilere yol açtı ve dini meseleler yüzünden ikili ilişkiler uzun süre gelişemedi.
- Ancak bağımsızlık mücadelesi veren aydınlar tarafından Türk Kurtuluş Savaşı bir model olarak görüldü.
🗓️ 1931-1939 Yılları Arası Türk Dış Politikası: Dünya Savaşı Öncesi Güvenlik Arayışları
Bu dönem, dünya genelinde artan gerilimler ve İkinci Dünya Savaşı'nın ayak seslerinin duyulduğu bir süreçtir. Türkiye'nin bu ortamda ulusal güvenliğini sağlama ve bölgesel barışı koruma çabaları ön plana çıkmıştır.
1. Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne Girişi
✅ Gelişmeler:
- Milletler Cemiyeti, Birinci Dünya Savaşı sonrası barışı sağlamak amacıyla kurulmuştu.
- 1930'dan itibaren Türkiye'nin İngiltere ve Fransa ile yakınlaşması sonucu Yunanistan'ın önerisiyle Türkiye davet edildi.
- 18 Temmuz 1932'de Cemiyet Genel Kurulu'nda 43 ülkenin onayıyla Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne kabul edildi.
- Türkiye, Cemiyet'e katıldığı tarihten sonuna kadar bağlı kaldı ve dünya barışını destekledi.
2. Türk-Alman İlişkileri
✅ Gelişmeler:
- 1933'te Nazilerin iktidara gelmesine kadar ilişkiler fazla gelişemedi.
- Nazi Partisi'nin iktidara gelmesi, Türk-Alman ekonomik ilişkilerini olumlu etkiledi.
- 1933'ten itibaren Almanya'dan kaçan Yahudi kökenli bilim adamlarına Türkiye'nin sahip çıkması soğukluk yaratsa da, bilim ve sanat alanındaki işbirliği İkinci Dünya Savaşı sonrası ilişkilerin temelini oluşturdu.
- Türkiye'nin İngiltere ve Fransa ile ilişkilerine paralel olarak Almanya ile ilişkileri geriledi.
- 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi sebebiyle soğukluk yaşansa da 1938'de Almanya ile kredi antlaşması yapıldı.
3. Balkan Antantı
✅ Gelişmeler:
- Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne üye olmasının ardından Balkan Devletleri arasında işbirliği ve yakınlaşma yaşandı.
- 1933'e kadar çeşitli konferanslarla işbirliğinin altyapısı oluşturuldu.
- 9 Şubat 1934'te Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya'dan oluşan Balkan Antantı kuruldu ve gizli bir protokol imzalandı.
- Buna göre, taraflardan biri saldırıya uğrarsa ve bir Balkan ülkesi de saldırgana yardım ederse antant üyesi ülkeler birlikte hareket edecekti.
- Bu antant, istenilen işbirliğini gerçekleştirme noktasında zayıf kaldı. Türkiye antlaşmaya bağlı kalsa da İkinci Dünya Savaşı ile işlevsiz kalmasına engel olamadı.
4. Türk-İngiliz İlişkileri
✅ Gelişmeler:
- Musul Sorunu'nun çözümlenmesiyle Türk-İngiliz ilişkileri zamanla normale döndü.
- Türkiye'nin 1929'da Briand-Kellog Paktı'na, 1932'de Milletler Cemiyeti'ne katılması, İtalya ve Alman tehditleri Türk-İngiliz yakınlaşmasını olumlu etkiledi.
- 1934 Balkan Antantı ve 1936 Akdeniz Paktı işbirliğini güçlendirdi.
- Akdeniz Paktı, Türk-İngiliz ilişkilerinde dönüm noktası oldu. Ardından Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nde İngiltere, Türkiye'yi destekledi.
5. Montrö Boğazlar Sözleşmesi
✅ Gelişmeler:
- Lozan'da Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini kısıtlayan karar, Türkiye tarafından istemeyerek de olsa kabul edilmişti.
- 1933 sonrası dünyanın savaşa doğru gitmesi, Türkiye'nin 1935'ten itibaren Boğazlar statüsünü gündeme getirmesine yol açtı.
- İtalya'nın Habeşistan'ı işgali ve Almanya'nın Ren Bölgesi'ne asker sokması gibi gelişmeler karşısında Batı kamuoyu, Türkiye'nin diplomatik yollarla Boğazlar konusundaki isteklerini olumlu karşıladı.
- 22 Haziran 1936'da Boğazlar rejimini değiştirecek konferans toplandı.
- 20 Temmuz 1936'da yeni Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Buna göre:
- ✅ Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliği kabul edildi.
- ✅ Türkiye Boğazlar üzerinde asker bulundurabilecekti.
- ✅ Ticaret gemileri için tam serbestlik tanındı. Türkiye'nin dahil olmadığı bir savaşta, bayrak ve yüke bakılmaksızın geçiş serbest olacaktı.
- ⚠️ Türkiye'nin dahil olduğu bir savaşta ise sadece tarafsız ülkelerin ticaret gemileri belirli şartlarla geçiş yapabilecekti.
- Barış döneminde savaş gemilerinin geçişinde Karadeniz'e kıyısı olan ve olmayan ülkelere farklı statü uygulandı.
- Yirmi yıllık bir süre için geçerli olsa da, günümüzde de aynı statü geçerliliğini korumaktadır.
6. Sadabat Paktı
✅ Gelişmeler:
- 1935'te İtalya ve Almanya'nın saldırgan politikaları dünyayı yeni bir savaşa sürükledi. Türkiye ve bazı Ortadoğu ülkeleri güvenlik kaygısıyla işbirliği arayışlarına yöneldi.
- İtalya'nın Habeşistan'ı işgali sonrası Türkiye, Irak, İran ve Afganistan, 8 Temmuz 1937'de Tahran'da beş yıllık Sadabat Paktı'nı imzaladı.
- Pakt ile taraflar; dostluk ilişkilerini sürdürme, Milletler Cemiyeti barış ortamına bağlı kalma, iç işlerine karışmama, ortak konularda temas etme ve saldırı amaçlı siyasal birliğe girmeme konularında anlaştılar.
- Böylece Türkiye, Balkan Antantı'ndan sonra doğusunu da güvenlik çemberine aldı.
7. Hatay Sorunu
✅ Gelişmeler:
- Hatay ve İskenderun, Misak-ı Milli sınırları içinde olmasına rağmen 1921 Ankara Antlaşması'nda Fransa güdümünde, Suriye sınırları içinde özel bir yönetim biçimi kabul edilmiş ve Türk kimliğinin korunması belirlenmişti.
- Fransızlar 1936 Eylülünde Suriye'ye bağımsızlık tanıdı ancak Sancak konusunda karar almayarak haklarını Suriye'ye devretti.
- Türkiye bu durumu kabul etmedi ve Ekim 1936'da Fransa'ya nota vererek Sancak'a bağımsızlık istedi. Fransa yetkisinin olmadığını belirtti.
- Türkiye ve Fransa sorunun çözümü için Milletler Cemiyeti'ne başvurdu.
- 27 Ocak 1937'de Milletler Cemiyeti, Sancak'a yeni bir statü verilmesini kararlaştırdı: içişlerinde bağımsız, dışişlerinde Suriye'ye bağımlı, kendine özgü anayasa ile yönetilecekti. Gözetim Milletler Cemiyeti tarafından, yürütme Fransızlar tarafından yapılacaktı.
- "Hatay" ismi bu esnada ortaya çıktı. Mayıs 1937'de Türkiye ve Fransa arasında yapılan antlaşma ile Hatay'ın toprak bütünlüğü garanti altına alındı. Ancak Fransız yöneticiler statüyü ciddiye almadı.
- Türkiye, sorunun askeri yolla çözülebileceği mesajını vermek amacıyla Hatay sınırına 30.000 kişilik askeri kuvvet sevk etti.
- Fransa geri adım atarak Hatay'da Fransız yöneticilerin yerine Türk kökenlilerin geçmesini kabul etti.
- Türkiye ve Fransa bölgeye 2500'er kişilik askeri kuvvet göndermeyi kararlaştırdı. Temmuz 1938'de Türkiye Hatay'a girdi.
- Ağustos 1938'de yapılan seçimlerle Hatay Meclisi açıldı ve Bağımsız Hatay Cumhuriyeti ilan edildi. İlk cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, ilk başbakanı Abdurrahman Melek oldu.
- Atatürk'ün vefatının ardından, 23 Haziran 1939'da Türkiye ile Fransa arasında yapılan antlaşma ile Hatay'ın Türk topraklarına katılması onaylandı.
- 7 Temmuz 1939'da Hatay Meclisi'nin kararıyla Hatay Türkiye'ye katıldı.
Bu dönem, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda bağımsız ve barışçıl bir aktör olarak yerini sağlamlaştırdığı, bölgesel ve küresel tehditlere karşı güvenlik politikaları geliştirdiği ve Lozan'dan kalan sorunları çözüme kavuşturduğu önemli bir süreç olmuştur.








