Bu çalışma materyali, "Çocuğun ve Ergenin Ruhsal Değerlendirilmesi" konulu bir dersin sesli transkripti ve kopyalanmış metin kaynaklarından derlenmiştir. Amacı, çocuk ve ergen ruh sağlığı alanındaki temel değerlendirme süreçlerini, psikopatolojik farklılıkları ve çeşitli ruhsal bozuklukları anlaşılır ve yapılandırılmış bir şekilde sunmaktır.
📚 Çocuğun ve Ergenin Ruhsal Değerlendirilmesi ve Psikopatolojisi
1. Giriş: Ruhsal Değerlendirme ve Genel Bakış
Çocuk ve ergenlerin ruhsal değerlendirilmesi, gelişimsel süreçleri ve özgün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılan kapsamlı bir süreçtir. Bu süreç, sadece semptomları değil, aynı zamanda çocuğun içinde bulunduğu aile, okul ve sosyal çevreyi de dikkate alır. Psikopatolojinin çocukluk ve yetişkinlik dönemlerindeki farklı görünümleri, doğru tanı ve etkili müdahale için kritik öneme sahiptir.
2. Ruhsal Değerlendirme Süreçleri ✅
Çocuk ve ergenlerde ruhsal değerlendirme, çok yönlü bir yaklaşım gerektirir:
- Anne, Baba ve Çocuk ile Görüşme: Tüm aile üyelerinin bakış açılarını anlamak esastır.
- Çocukla Görüşme: Çocuğun kendi deneyimlerini ve duygularını ifade etmesine olanak tanır.
- Anne ve Baba ile Görüşme: Ebeveynlerin gözlemleri, çocuğun gelişim öyküsü ve aile dinamikleri hakkında bilgi sağlar.
- Psikolojik Testler: Objektif ve standardize edilmiş araçlarla bilişsel, duygusal ve davranışsal işlevsellik hakkında ek veriler elde edilir.
- Öğretmenden Bilgi Alma: Okul ortamındaki davranışlar, akademik performans ve sosyal ilişkiler hakkında önemli bilgiler sunar.
Değerlendirme Odak Noktaları:
- Çocuk: Bireysel özellikleri, gelişim düzeyi, mizaç.
- Aile: Aile içi ilişkiler, ebeveynlik stilleri, aile öyküsü.
- Okul: Akademik başarı, akran ilişkileri, öğretmen-öğrenci etkileşimi.
3. Çocuk ve Yetişkin Psikopatolojisi Arasındaki Farklar 💡
Çocuk ve yetişkin psikopatolojisi arasında önemli gelişimsel farklılıklar bulunur:
- Öncelikle Çocuklukta Ortaya Çıkan Bozukluklar: Bazı bozukluklar tipik olarak çocukluk döneminde başlar (örn. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu).
- Her Yaşta Ortaya Çıkabilen, Ancak Çocuklarda Gelişimsel Bağlamda Kendini Gösteren Bozukluklar: Semptomlar aynı olsa da, çocuğun gelişim düzeyine göre farklı şekillerde ifade edilebilir (örn. depresyonun çocuklarda irritabilite ile kendini göstermesi).
- Her Yaşta Ortaya Çıkan, Ancak Çocuklarda Semptomları Farklı Olan Bozukluklar: Bazı bozuklukların semptomları çocuklarda yetişkinlerden belirgin şekilde farklılık gösterebilir.
4. Kaygı Bozuklukları 😟
Kaygı bozuklukları, çocuk ve ergenlerde en sık görülen ruhsal bozukluklardandır.
- Genel Yaygınlık: Tüm çocuk ve ergenlerde %14-25 oranında görülür.
- Yaş Gruplarına Göre Sıralama:
- 3-17 yaş grubunda 2. sırada.
- 13-18 yaş grubunda 1. sırada.
- Cinsiyet Farklılıkları: Kızlarda erkeklere göre daha sık görülebilir.
4.1. Ayrılma Kaygısı Bozukluğu (AKB) 🏡
📚 Tanım: Kişinin bağlandığı insanlardan ayrılmasıyla ilgili gelişimsel olarak uygun olmayan ve aşırı düzeyde korku ya da kaygı duymasıdır.
A. Aşağıdakilerden en az üçünün olması ile belirli, kişinin bağlandığı insanlardan ayrılmasıyla ilgili gelişimsel olarak uygun olmayan ve aşırı düzeyde korku ya da kaygı duyması:
- Evden ya da bağlandığı kişilerden ayrılacak gibi olduğunda aşırı tasalanma.
- Bağlandığı kişileri yitireceği ya da bu kişilerin başına hastalık, yaralanma, yıkım, ölüm gibi kötü olay geleceğiyle ilgili sürekli olarak, aşırı tasalanma.
- Bağlandığı başlıca kişilerden birinden ayrılmaya neden olabilecek istenmedik bir olay (kaybolma, kaçırılma, kaza, hastalanma) yaşayacağıyla ilgili sürekli bir biçimde, aşırı tasalanma.
- Ayrılma korkusundan ötürü, okula, işe ya da başka bir yere gitmek için dışarı çıkmayı, evden uzaklaşmayı hiç istememe.
- Evde ya da başka ortamlarda tek başına kalmaktan ya da bağlandığı başlıca kişilerle birlikte olmamaktan, sürekli bir biçimde aşırı korku duyma.
- Evinin dışında ya da bağlandığı başlıca kişilerde biri yanında olmadan uyuma konusunda isteksizlik ya da buna karşı koyma.
- Yineleyici bir biçimde ayrılma konusunu da içeren karabasanlar görme.
- Bağlandığı başlıca kişiden ayrıldığında ya da ayrılacak gibi olduğunda bedensel belirtilerin (baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma) olması.
B. Bu korku, kaygı ya da kaçınma süreklilik gösterir; çocuklarda ya da ergenlerde en az dört hafta, erişkinlerde 6 ay ya da daha uzun sürer. C. İşlevsellikte düşme görülür. D. Daha iyi açıklanamaz (başka bir bozuklukla).
Önemli Notlar:
- Normal Gelişim: 18. ayda yabancı kaygısı tavan yapar, 3 yaş civarında bilişsel olarak ayrılık geçici olarak algılanır. Bu normal gelişimsel süreçlerden ayırt edilmelidir.
- Başlangıç: Genellikle okul öncesi dönemde başlar.
- İlişkili Durumlar: Okul reddi ile sıkça ilişkilidir.
- Ebeveyn Faktörleri: Yüksek kaygılı, aşırı korumacı ebeveynler, boşanma, hastalanma, uzun süre ayrı kalma gibi durumlar etkili olabilir.
- Yaygınlık: Çocuklarda %4, erişkinlerde %2 oranında görülür.
4.2. Seçici Konuşmazlık (Mutizm) 🤐
📚 Tanım: Başka durumlarda konuşuyor olmasına karşın, konuşmasının beklendiği özgül toplumsal durumlarda (örn. okulda) sürekli bir biçimde konuşamıyor olma durumudur.
A. Başka durumlarda konuşuyor olmasına karşın, konuşmasının beklendiği özgül toplumsal durumlarda (örn. okulda), sürekli bir biçimde, konuşamıyor olma. B. Bu bozukluk, eğitimle ya da işle ilgili başarıyı engeller ya da toplumsal iletişimi bozar. C. Bu bozukluğun süresi en az bir aydır (okulun birinci ayı ile sınırlı değildir). D. Konuşamıyor olma, söz konusu toplumsal durumda konuşulan dili bilmeme ya da o dilde rahat konuşamama ile ilişkili değildir. E. Bu bozukluk, iletişim bozukluğu (örn. çocuklukta başlayan akıcılık bozukluğu) ile daha iyi açıklanamaz ve yalnızca otizm açılımı kapsamında bozukluğun, şizofreninin ya da psikozla giden başka bir bozukluğun gidişi sırasında ortaya çıkmamıştır.
Önemli Notlar:
- Yaygınlık: %1 oranında görülür.
- Başlangıç Yaşı: 2-4 yaş.
- Özellikler: Okulda tek özel bir arkadaşla konuşma eğilimi olabilir. İletişim ve dil becerilerinde gecikme görülebilir.
- Ayırıcı Tanı: Entelektüel yetersizlik gibi durumlarla karıştırılmamalıdır.
4.3. Diğer Kaygı Bozuklukları 📊
- Özgül Fobi ve Toplumsal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi): Çocuklar için belirtiler ağlama, bağırarak tepinme, donakalma, sıkıca sarılma, sinme, toplum içerisinde konuşamama şeklinde olabilir. Sosyal fobi için belirtilerin yaşıtlarının olduğu ortamlarda ortaya çıkması önemlidir.
- Yaygın Kaygı Bozukluğu: Kaygı belirtilerinin yalnızca birinin olması yeterli olabilir.
- Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB): Çocuklarda kompulsiyonların amacı belirtilemeyebilir.
5. Örselenme (Travma) ve Tetikleyici Etkenle İlişkili Bozukluklar ⚠️
Bu bozukluklar, travmatik olaylara maruz kalma sonucunda ortaya çıkar.
5.1. Tepkisel Bağlanma Bozukluğu (TBB) 💔
📚 Tanım: Erişkin bakımverenlere karşı kısıtlı, duygusal açıdan içine kapanık, sürekli bir davranış örüntüsü ile karakterizedir.
A. Aşağıdakilerden her ikisi ile birlikte kendini gösteren, erişkin bakımverenlere karşı, kısıtlı, duygusal açıdan içine kapanık, sürekli bir davranış örüntüsü:
- Çocuk zorlandığında çok seyrek olarak ya da çok az rahatlatılma arayışında olur.
- Çocuk zorlandığında rahatlatılmaya çok seyrek olarak ya da çok az tepki verir.
B. Aşağıdakilerden en az ikisinin olmasıyla belirli, süreklilik gösteren, toplumsal ve duygusal bir bozukluk:
- Başkalarına karşı çok az toplumsal ve duygusal tepki gösterme.
- Olumlu duygulanım kısıtlılığı.
- Erişkin bakımverenlerle, korkutucu olmayan etkileşimler sırasında bile, açıklanamayan bir biçimde, çabuk kızma, üzülme ya da korkma dönemlerinin olması.
C. Aşağıdakilerden en az birinin olmasıyla belirli olmak üzere, çocuk uçlarda, yetersiz bir bakım görmüştür:
- Rahatlatılma, uyarım ve sevgi gösterme gibi temel duygusal gereksinimlerin, bakımveren erişkinlerce sürekli olarak eksik karşılandığı, toplumsal olarak ihmal ya da yoksun bırakma tutumu.
- Kalıcı bağlanmaların oluşması için elverişli durumları kısıtlar biçimde, birincil bakımverenlerde yineleyici değişiklikler olması (örn. evlatlık bakımındaki değişiklikler).
- Seçici bağlanmaların oluşması için elverişli durumları ileri derecede kısıtlar biçimde, olağandışı ortamlarda büyütülme (örn. çocuk-bakımveren oranının yüksek olduğu kurumlarda).
D. A kriteri C'den dolayı ortaya çıkar. E. Otizm spektrum bozukluğu kriterleri karşılanmamaktadır. F. 5 yaşından önce ortaya çıkar. G. En az 9 aylık bir süredir devam etmektedir.
5.2. Sınırsız Toplumsal Katılım Bozukluğu (STKB) 🤝
📚 Tanım: Çocuğun tanıdık olmayan erişkinlere etkin bir biçimde yaklaştığı ve etkileşimde bulunduğu (yabancılamadığı ve yadırgamadığı) bir davranış örüntüsüdür.
A. Çocuğun tanıdık olmayan erişkinlere etkin bir biçimde yaklaştığı ve etkileştiği (yabancılamadığı ve yadırgamadığı) ve aşağıdakilerden en az ikisini gösterdiği bir davranış örüntüsü:
- Tanıdık olmayan erişkinlere yaklaşırken ve onlarla etkileşirken suskunluk göstermeme ya da çok az suskunluk gösterme.
- İleri derecede senlibenli sözel ya da bedensel davranışlar (kültürel açıdan onaylanamayacak ve yaşına uygun toplumsal sınırlarla uyumlu olmayan).
- Tanıdık olmayan ortamlarda bile, göze aldığı bir eylem için erişkin bakımverenin varlığına geriye dönüp bakmama ya da yeterince bakmama.
- Tanıdık olmayan bir erişkinle çekip gitme konusunda, hiç duraksamadan ya da çok az duraksayarak isteklilik gösterme.
B. Bu davranışlar dürtüsellikle sınırlı değildir, ancak toplumsal olarak sınırsız davranışlardır.
C. Aşağıdakilerden en az birinin olmasıyla belirli olmak üzere, çocuk uçlarda, yetersiz bir bakım görmüştür:
- Rahatlatılma, uyarım ve sevgi gösterme gibi temel duygusal gereksinimlerin, bakımveren erişkinlerce sürekli olarak eksik karşılandığı, toplumsal olarak ihmal ya da yoksun bırakma tutumu.
- Kalıcı bağlanmaların oluşması için elverişli durumları kısıtlar biçimde, birincil bakımverenlerde yineleyici değişiklikler olması (örn. evlatlık bakımındaki değişiklikler).
- Seçici bağlanmaların oluşması için elverişli durumları ileri derecede kısıtlar biçimde, olağandışı ortamlarda büyütülme (örn. çocuk-bakımveren oranının yüksek olduğu kurumlarda).
D. A kriteri C'den dolayı ortaya çıkar. E. En az 9 aylık bir süredir devam etmektedir.
5.3. Altı Yaşındaki ve Altı Yaşının Altındaki Çocuklar İçin Örselenme Sonrası Gerginlik (Travma Sonrası Stres) Bozukluğu (TSSB) 🚨
📚 Tanım: Altı yaşındaki ve daha küçük çocuklarda, gerçek ya da göz korkutucu bir biçimde, ölümle, ağır yaralanmayla karşılaşma ya da cinsel saldırıya uğrama sonucunda ortaya çıkan bir bozukluktur.
A. Altı yaşındaki ve daha küçük çocuklarda, aşağıdaki yollardan biriyle (ya da daha çoğuyla), gerçek ya da göz korkutucu bir biçimde, ölümle, ağır yaralanmayla karşılaşma ya da cinsel saldırıya uğrama:
- Doğrudan örseleyici olay(lar)ı yaşama.
- Özellikle birincil bakım verenler olmak üzere, başkalarının başına gelen olay(lar)ı, doğrudan doğruya görme (bunlara tanıklık etme).
- Ana babasından birinin ya da bakım veren kişinin başına örseleyici olay(lar) geldiğini öğrenme.
B. Örseleyici olay(lar)dan sonra başlayan, örseleyici olay(lar)a ilişkin, istençdışı gelen aşağıdaki belirtilerin birinin (ya da daha çoğunun) varlığı:
- Örseleyici olay(lar)ın yineleyici, istemsiz ve istençdışı gelen, sıkıntı veren anıları.
- Not: Kendiliğinden ortaya çıkan ve istençdışı gelen anıların sıkıntı veriyor gibi görünmesi gerekmez ve bunlar, oyunda yeniden canlandırılıyor gibi dışa vurulabilirler.
- İçeriği ve/ya da duygulanımı örseleyici olaylarla ilişkili, yineleyici sıkıntı veren düşler.
- Not: Korkutucu içeriğin örseleyici olayla ilişkisini kurmak olanaklı olmayabilir.
- Çocuğun örseleyici olay(lar) yeniden oluyormuş gibi hissettiği ya da davrandığı çözülme (dissosiyasyon) tepkileri (örn. geçmişe dönüşler). (Bu tür tepkiler belirli bir görülme aralığında ortaya çıkabilirler; en uç biçimi, o sırada çevresinde olup bitenlerin tam olarak ayırdında olmamadır.) Çocuklar oyun sırasında örselenmeyle ilgili yeniden canlandırma yapabilirler.
- Örseleyici olay(lar)ı simgeleyen ya da çağrıştıran iç ya da dış uyaranlarla karşılaşınca yoğun ya da uzun süreli bir ruhsal sıkıntı yaşama.
- Örseleyici olay(lar)ı anımsatıcılara karşı fizyolojiyle ilgili belirgin tepkiler gösterme.
C. Örseleyici olaylarla ilintili uyaranlardan sürekli bir kaçınmayı ya da örseleyici olaylarla ilintili bilişlerde ve duygudurumda olumsuz değişiklikler olduğunu gösteren, olay(lar)dan sonra başlamış ya da kötüleşmiş, aşağıdaki bir (ya da birden çok) belirti bulunmalıdır:
- Uyaranlardan Sürekli Kaçınma:
- Örseleyici olayların anılarını uyandıran etkinlikler, yerler ya da nesnel anımsatıcılardan kaçınma ya da bunlardan uzak durma çabaları.
- Örseleyici olayların anılarını uyandıran insanlar, konuşmalar, ya da kişilerarası durumlardan kaçınma ya da bunlardan uzak durma çabaları.
- Bilişlerde Olumsuz Değişiklikler: 3. Olumsuz duygusal durumların sıklığının önemli ölçüde artması (örn. korku, suçluluk, üzüntü, utanç, şaşkınlık). 4. Önemli etkinliklere karşı duyulan ilgide ya da katılımda belirgin azalma, bu durum, oyun oynamada bir kısıtlılık göstermeyi de kapsar. 5. Toplumsal olarak geri çekilme, içine kapanma. 6. Sürekli olarak olumlu duyguları daha az gösterme.
D. Aşağıdakilerden ikisi (ya da daha çoğu) ile belirli, örseleyici olay(lar)ın ortaya çıkmasıyla başlayan ya da kötüleşen, örseleyici olaylarla ilintili, uyarılma ve tepki gösterme biçiminde değişiklikler olması:
- İnsanlara ya da nesnelere karşı sözel ya da sözel olmayan saldırganlıkla dışa vurulan, kızgın davranışlar ve öfke patlamaları (bir kışkırtma olmadan ya da çok az bir kışkırtma karşısında).
- Her an tetikte olma.
- Abartılı irkilme tepkisi gösterme.
- Odaklanma güçlükleri.
- Uyku bozukluğu (örn. uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük ya da dingin olmayan bir uyku uyuma).
E. Bu bozukluğun süresi bir aydan daha uzundur. F. Bu bozukluk, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur. G. Bu bozukluk, bir maddenin (örn. ilaç, alkol) ya da başka bir sağlık durumunun fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.
5.4. Diğer Travma ve Stresle İlişkili Bozukluklar
- Akut Gerginlik (Stres) Bozukluğu
- Uyum Bozuklukları
6. Depresyon Bozuklukları 😔
Çocukluk ve ergenlik döneminde farklı görünümler sergileyebilir.
6.1. Yıkıcı Duygudurum Düzenleyememe Bozukluğu (YDDD) 😠
📚 Tanım: Sözlü ve/veya davranışsal olarak kendini gösteren, içinde bulunulan ya da kışkırtan duruma göre yoğunluk ya da süre açısından büyük ölçüde orantısız olan, yineleyici, ağır öfke patlamaları ile karakterizedir.
A. Sözlü (örneğin, öfkeden kudurma) ve/veya davranışsal (örneğin, insanlara veya eşyalara karşı fiziksel saldırganlık) olarak kendini gösteren, içinde bulunulan ya da kışkırtan duruma göre yoğunluk ya da süre açısından büyük ölçüde orantısız olan, yineleyici, ağır öfke patlamaları. B. Öfke patlamaları gelişim düzeyi ile tutarsızdır. C. Öfke patlamaları, ortalama olarak haftada üç veya daha fazla kez meydana gelir. D. Öfke patlamaları arasındaki ruh hali günün büyük bir bölümünde sürekli olarak sinirli veya kızgınlık gösterme ile belirlidir ve neredeyse her gün ve başkaları tarafından gözlemlenebilir (örneğin, ebeveynler, öğretmenler, akranlar). E. A-D kriterleri 12 ay veya daha uzun süredir mevcuttur. Bu süre boyunca, bireyin A-D ölçütlerindeki bütün belirtilerin olmadığı ardışık üç ay ya da daha uzun süre bir süre olmamıştır. F. A ve D kriterleri üç ortamdan en az ikisinde mevcuttur (yani evde, okulda, yaşıtlarıyla) ve bunlardan en az birinde ağır bir biçimde kendini gösterir. G. Bu tanım, ilk kez, 6 yaşından önce veya 18 yaşından sonra yapılmamalıdır. H. Öyküden elde edilen bilgilere veya yapılan gözleme göre, A-E kriterlerinin başlangıç yaşı 10 yaşından öncedir. I. Mani ya da hipomani döneminin, süre dışında, belirti ölçütlerinin tam karşılandığı, bir günden daha uzun süren ayrı bir dönem hiç olmamıştır. * Not: Son derece olumlu bir olay ya da böyle bir beklenti bağlamında ortaya çıkan, gelişime göre uygun duygudurum kabarması, bir mani ya da hipomani belirtisi olarak düşünülmemelidir. J. Davranışlar yalnızca majör depresif bozukluğun bir dönemi sırasında ortaya çıkmaz ve başka bir zihinsel bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örneğin, otizm spektrum bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, ayrılık kaygısı bozukluğu, süreğen depresif bozukluğu [distimi]). * Not: Bu, yeğin depresyon bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu ve madde kullanım bozuklukları gibi diğer bozukluklarla birlikte konabilirse de karşıt olma, karşıt gelme bozukluğu, aralıklı patlayıcı bozukluk ya da iki uçlu bozukluklarla birlikte konamaz. Belirtileri hem yıkıcı duygudurum düzenleyememe bozukluğunun, hem de karşıt olma, karşı gelme bozukluğunun ölçütlerini karşılayan kişilere yalnızca yıkıcı duygudurum düzenleyememe bozukluğu adı konur. Kişi, daha önce mani ya da hipomani dönemi geçirmişse, duygudurum düzenleyememe bozukluğu tanımı konmamalıdır. K. Belirtiler, bir maddenin fizyolojik etkilerine veya başka bir tıbbi veya nörolojik duruma bağlanamaz.
Önemli Notlar:
- Yaygınlık: Erkeklerde kızlara göre daha sık (E>K), %2-5 oranında görülür. Okul çağı çocuklarda %1-%2.8.
6.2. Diğer Depresyon Bozuklukları
- Majör Depresyon Bozukluğu: 13 yaşından önce kız=erkek, 16 yaşına gelindiğinde kızlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görülür. Ergenlik döneminde çocukluktan daha yaygındır.
- Süregiden Depresyon Bozukluğu (Distimi): Çocuklarda %0.6-%1.7, gençlerde %1.6-%8 oranında görülür.
- Premenstrüel (Aybaşı Öncesi) Disfori Bozukluğu
7. Dışa Atım Bozuklukları 🚽
İstemsiz veya isteyerek idrar ya da dışkı kaçırma durumlarını içerir.
7.1. Enürezis (İdrar Kaçırma) 💧
📚 Tanım: İstemsiz ya da isteyerek yatağa ya da giysilere yineleyen işeme durumudur.
- Tanı Kriteri: En az 3 ay boyunca haftada en az 2 kez görülmesi ve çocuğun 5 yaşından büyük olması.
- Tipleri:
- Enürezis Diurnal: Gündüz idrar kaçırma.
- Enürezis Nokturnal: Gece idrar kaçırma (daha yaygın).
- Enürezis Kontinuum: Hem gündüz hem gece idrar kaçırma.
- Yaygınlık:
- %33 alt ıslatma / %16 genel.
- Enürezis nokturna erkeklerde %7, kızlarda %3'tür.
- 7 yaşındaki çocukların %1.5–7.5'inde, 18 yaşındaki çocukların %1'inde görülür.
- Ailede enürezis varlığı, çocuklarda riski 5-7 kat artırır.
- Erkeklerde 2 kat daha fazla görülür.
- İlişkili Faktörler: Yoğun psikososyal sorunlar, olumsuz çevresel koşullar, ebeveyn kaybı (boşanma/ölüm), kardeş doğumu, davranışsal bozukluklar, heyecanlı, sabırsız, sinirli, huzursuz mizaç.
7.2. Enkoprezis (Dışkı Kaçırma) 💩
📚 Tanım: İstemsiz ya da isteyerek uygunsuz yerlere yineleyen dışkı kaçırma durumudur.
- Tanı Kriteri: En az 3 ay boyunca ayda en az 1 kez görülmesi ve çocuğun 4 yaşından büyük olması.
- Yaygınlık: %1.5-4 oranında görülür. Erkeklerde 4-5 kat daha fazladır.
- İlişkili Faktörler:
- Nevrotik ve uzak anne figürü.
- Var olan babanın yokluğu.
- Tuvalet eğitiminin aşırı zorlayıcı, cezalandırıcı bir şekilde çok erken yaşta gerçekleşmesi.
- Anne babaya öfkenin yansıtılma şekli.
- Nörolojik gelişimin gecikmesi.
- Kabızlık (%80 vakada en önemli neden).
8. Klinik İlgi Odağı Olabilecek Diğer Durumlar / Psikososyal Destek Gerektiren Durumlar 🫂
Çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını etkileyen ve klinik müdahale veya destek gerektiren diğer önemli konular şunlardır:
- İhmal ve İstismar
- Aile içi şiddet
- Akran zorbalığı
- Alkol ve madde kullanımı
- İnternet ve oyun bağımlılığı
- Kayıp ve Yas
- Kendini yaralama davranışı
- Boşanma
- Okul reddi









