Bu çalışma materyali, bir ders kaydı transkripti ve kopyalanmış metinlerden derlenmiştir.
Edebi Türler: Eleştiri, Roman ve Tiyatro Kapsamlı Çalışma Materyali
📝 Giriş: Edebi Türlere Genel Bakış
Edebiyat, insan deneyimlerini, düşüncelerini ve duygularını farklı biçimlerde ifade eden zengin bir alandır. Bu çalışma materyali, edebiyatın temel yapı taşlarından olan eleştiri, roman ve tiyatro türlerini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Her bir tür, kendi özgün yapısı ve işleviyle edebi geleneğin zenginleşmesine katkıda bulunmuş, farklı dönemlerde çeşitli değişimler ve gelişmeler göstermiştir. Eleştiri, bir sanat eserini değerlendirme ve yorumlama aracı olarak öne çıkarken; roman ve tiyatro, insan yaşamının ve toplumsal gerçekliklerin farklı anlatım biçimleriyle sunulduğu önemli türlerdir.
📚 I. Eleştiri (Tenkit)
Eleştiri, bir sanat eserinin olumlu ya da olumsuz yönlerini somut verilere dayanarak ortaya koyan yazı türüdür. Eleştiri yapan kişiye eleştirmen (münekkit) adı verilir.
✅ A. Eleştirinin Amaçları ve Özellikleri
Eleştirinin temel amaçları şunlardır:
- Bir sanat eserini tüm yönleriyle çözümleyerek açıklamak.
- Eserin olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koymak.
- Yazara ve okura kılavuzluk yapmak.
- Eser veya sanatçının gerçek değerini ortaya koymak.
Eleştiri, belirli ölçütlere göre yapılmalı ve eleştirilen eserin hem olumlu hem de olumsuz yönlerini birlikte ele almalıdır. Eleştirilen eserin kim tarafından, hangi zamanda, hangi amaçla, hangi koşullarda yazıldığı gibi unsurlar göz önünde bulundurulur. Eleştiride açıklama, tartışma, örnekleme, tanık gösterme, tanımlama gibi yöntem ve tekniklerden yararlanılır.
📊 B. Eleştiri Türünün Sınıflandırılması (⚠️ ÇOK ÖNEMLİ)
Eleştiri türü, konularına göre ve eleştirmenin tutumuna göre iki ana başlık altında sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırmalar, bir eserin nasıl ve hangi perspektiften değerlendirildiğini anlamak için kritik öneme sahiptir.
1️⃣ Konularına Göre Eleştiriler
Bu sınıflandırma, eleştirinin odaklandığı ana unsura göre yapılır:
-
a. Sanatçıya Dönük Eleştiri:
- Odak Noktası: Edebiyat eserini anlamak için yazarını tanımak ve anlamak gerektiği düşüncesine dayanır.
- Yöntem: Sanatçının kişiliği, yaşamı, psikolojisi ve dünya görüşü araştırılarak eserleri bu bağlamda açıklanmaya ve okuyucuya tanıtılmaya çalışılır. Eser, sanatçının kişiliğini ve psikolojisini anlamak için bir belge olarak kullanılır.
- Örnek: Bir yazarın çocukluk travmalarının eserlerindeki melankolik temaları nasıl etkilediğini incelemek.
-
b. Esere Dönük Eleştiri:
- Odak Noktası: Eleştirmenin bakış açısının sadece eserin kendisine dönük olduğu eleştiri türüdür.
- Yöntem: Bir eseri anlamak ve çözümlemek için eserin kendisi yeterli görülür. Eser dışında herhangi bir şeyin (dış dünya gerçekleri, sanatçının yaşamı, kişiliği vb.) bilinmesine gerek yoktur. Eseri oluşturan yapısal unsurlar (konu, olay örgüsü, dil ve anlatım özellikleri, tür özellikleri, karakterler, mekan, zaman vb.) çözümlenir; eserin gizli kalmış özellikleri, derin anlamları ve zenginlikleri ortaya konmaya çalışılır.
- Örnek: Bir romanın olay örgüsünün karmaşıklığını, karakter gelişimini ve kullanılan edebi sanatları analiz etmek.
-
c. Topluma Dönük Eleştiri:
- Odak Noktası: Ele alınan eserlerin toplumdan yola çıkılarak değerlendirilmesidir.
- Yöntem: Eserin yazıldığı dönemin toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel vb. olaylarla bağlantısı üzerinde durulur ve eser bu olaylar göz önünde bulundurularak değerlendirilir. Eserin toplumsal mesajı, dönemin sorunlarına nasıl ayna tuttuğu incelenir.
- Örnek: Bir tiyatro oyununun, yazıldığı dönemin siyasi çalkantılarını ve toplumsal sınıflar arası çatışmayı nasıl yansıttığını incelemek.
-
ç. Okura Dönük Eleştiri:
- Odak Noktası: Eleştirmenin, eserin bir okuyucu olarak kendi üzerinde uyandırdığı duyguları ve etkileri anlatmasıdır.
- Yöntem: Eleştirmen, eserin kendisinde bıraktığı izlenimleri, kişisel yorumlarını ve eserin okuyucu üzerindeki potansiyel etkilerini subjektif bir bakış açısıyla dile getirir.
- Örnek: Bir şiirin okuyucuda uyandırdığı hüzün, umut veya coşku gibi duygusal tepkileri ve bu tepkilerin nedenlerini kişisel bir dille ifade etmek.
2️⃣ Eleştirmenin Tutumuna Göre Eleştiriler
Bu sınıflandırma, eleştirmenin esere yaklaşımındaki nesnellik veya öznellik derecesine göre yapılır:
-
a. Öznel/İzlenimci Eleştiri:
- Özellik: Eleştirmenin bir eseri kendi zevk ve değer ölçülerine göre incelediği eleştiridir. Öznelliği ağır basar. Eleştirmen, eserin kendisinde bıraktığı izlenimleri ve kişisel beğenilerini ön plana çıkarır.
- Yaklaşım: "Benim hoşuma gitti" veya "Bana göre bu eser..." gibi ifadelerle kişisel yargılar sıkça kullanılır.
- Örnek: Bir filmi izledikten sonra "Bu film beni çok etkiledi, çünkü..." diyerek kişisel duygular ve beğeniler üzerinden yorum yapmak.
-
b. Nesnel/Bilimsel Eleştiri:
- Özellik: Eleştirmenin mümkün olduğunca kişisel yargılardan kaçındığı, tarafsız eleştirilerdir.
- Yöntem: Bu eleştiri türünde eleştirmen, eserin içerik, yapı ve üslubu üzerinde bilimsel kuram ve yöntemlerden yararlanarak belli ölçütler çerçevesinde nesnel değerlendirmelerde bulunur. Eserin edebi akımlarla ilişkisi, dilbilimsel özellikleri, yapısal analizi gibi objektif kriterler kullanılır.
- Örnek: Bir romanın karakterlerinin psikolojik derinliğini, dönemin psikoloji kuramları ışığında analiz etmek veya bir şiirin vezin ve kafiye yapısını dilbilimsel yöntemlerle incelemek.
📈 C. Türk Edebiyatında Eleştirinin Gelişimi
Eleştiri türü Batı'da ortaya çıkıp gelişen bir türdür. Boileau, Hippolyte Taine, Anatole France dünya edebiyatında tanınmış eleştiri yazarlarıdır.
- Cumhuriyet Öncesi: Türk edebiyatında eleştiri türüne yakın örneklere divan edebiyatındaki şuara tezkirelerinde rastlanmaktadır. Tezkirelerde şairlerin hayatları ve şiirleriyle ilgili değerlendirmelerin yapıldığı bölümler eleştiriyle benzerlik göstermektedir.
- Tanzimat Dönemi: Edebiyatımızda eleştirinin doğup gelişmesinde gazetelerin etkisi büyüktür. Batılı anlamda eleştiriler Tanzimat Dönemi'nde başlamıştır.
- Namık Kemal: "Lisan-ı Osmanî'nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir" adlı yazısı ve "Tahrib-i Harabat" adlı eseriyle eleştiriye önemli katkılar sağlamıştır.
- Recaizade Mahmut Ekrem: "Takdir-i Elhan" ve "Zemzeme" adlı eserleriyle eleştiri alanında öne çıkmıştır.
- Servetifünun Dönemi: Bu dönemde eleştiri, bir tür olarak algılanmaya başlanmıştır. Mehmet Rauf, Cenap Şahabettin gibi isimler eleştiri yazıları kaleme almıştır.
- Fecriati Dönemi: Ahmet Haşim'in "Hayat-ı Edebiyye" ve Fuat Köprülü'nün "Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar" gibi eserleri eleştiriye farklı bir boyut kazandırmıştır.
📖 II. Roman
Romanlar, gerçek veya gerçeğe uygun olayların kişi, mekân ve zaman unsurlarına bağlı olarak kurgusal bir biçimde anlatıldığı uzun metinlerdir. Ortaya çıkışından günümüze kadar çeşitli evrelerden geçerek günümüzdeki halini almıştır.
📚 A. Romanın Tanımı ve Yapı Unsurları
Roman, olay çevresinde gelişen diğer edebi metinler gibi şu unsurlardan oluşur:
- Olay: Romanın temelini oluşturan, karakterlerin başına gelen veya karakterlerin gerçekleştirdiği eylemler bütünüdür.
- Kişi (Karakter): Romandaki olayları yaşayan, eylemleri gerçekleştiren veya etkilenen insanlardır.
- Mekân: Olayların geçtiği yerdir.
- Zaman: Olayların yaşandığı dönem veya süredir.
📈 B. Türk Edebiyatında Romanın Gelişimi
Roman, Osmanlı'nın Batılılaşma sürecinde diğer alanlarda görülen değişikliklerle eş zamanlı olarak Tanzimat Dönemi'nde edebiyatımıza girmiş bir türdür.
-
Tanzimat Dönemi:
- Edebiyatımızdaki ilk örneklerinde eski anlatıların (destan, mesnevi, halk hikâyesi, masal vb.) etkisi görülür.
- Batılı anlamda roman türünü çevirisiyle bize tanıtan kişi Yusuf Kâmil Paşa'dır. Fransız yazar Fenelon'dan çevirdiği "Télémaque" (Telemak) adlı eser ilk çeviri romanımızdır.
- İlk Türk romanı ise Şemsettin Sami'nin "Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat" adlı eseridir.
- Namık Kemal: "İntibah" (ilk edebi roman) ve "Cezmi" (ilk tarihi roman).
- Ahmet Mithat Efendi: "Felâtun Bey ile Rakım Efendi".
- Samipaşazade Sezai: "Sergüzeşt".
- Recaizade Mahmut Ekrem: "Araba Sevdası" (ilk realist roman).
- Nabizade Nazım: "Karabibik" (ilk köy romanı) ve "Zehra" (ilk tezli natüralist roman).
-
Servetifünun Dönemi: Türk edebiyatının ilk yetkin roman örneklerini bu dönemde Halit Ziya Uşaklıgil "Mai ve Siyah", "Aşk-ı Memnu" adlı eserleriyle vermiştir.
- Mehmet Rauf: "Eylül" (ilk psikolojik roman).
- Hüseyin Cahit Yalçın: "Nadide".
- Hüseyin Rahmi Gürpınar: "Şık", "Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç", "Şıpsevdi".
-
Milli Edebiyat Dönemi:
- Halide Edip Adıvar: "Ateşten Gömlek", "Handan".
- Reşat Nuri Güntekin: "Çalıkuşu".
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu: "Kiralık Konak".
- Refik Halit Karay: "İstanbul'un İç Yüzü".
-
💡 Cumhuriyet Dönemi Romanı (1923-1950) (⚠️ ÇOK ÖNEMLİ) Bu dönem, Milli Edebiyat'ın etkisiyle gelişmiş ve Türk romanının önemli bir dönüşüm geçirdiği yıllardır.
-
Genel Özellikler ve Temalar:
- Cumhuriyet'in ilanından 1930'lara kadar Milli Edebiyat'ın etkisi devam etmiştir.
- Yazarlar genellikle toplumsal konulara yönelmiş, toplumun gerçeklerini aktarmaya çalışmışlardır.
- Eserlerde Milli Mücadele ruhu, Anadolu insanının sorunları, Batılılaşma, Atatürk ilke ve inkılaplarının benimsetilmesi, aydın-halk ilişkisi, Doğu-Batı çatışması, eskiye karşı yeni değerlerin yüceltilmesi gibi konular işlenmiştir.
- Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Reşat Nuri Güntekin gibi sanatçılar, Tanzimat Dönemi'nde başlayan köye ve Anadolu'ya yönelme anlayışını bilinçli olarak geliştirmişlerdir.
-
1930'lar ve Toplumcu Gerçekçilik:
- Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki gözleme dayalı gerçekçilik, 1930'lardan sonra yerini toplumcu gerçekçilik anlayışına bırakmaya başlamıştır.
- İşçi, köylü, dar gelirlilerin yaşamı ve sorunları, köyden kente göçün ortaya çıkardığı sorunlar, Anadolu insanı ve coğrafyası gibi konular işlenmiştir.
- Önemli Temsilciler: Sadri Ertem, Sabahattin Ali gibi sanatçılar bu anlayışla eserler vermiştir.
-
1940'lar ve Köy Edebiyatı:
- 1940'lı yıllara gelindiğinde ise II. Dünya Savaşı'nın ve sanayileşmenin ortaya çıkardığı sorunlar, göç olgusu ve köy gerçeği romanlara konu olmuştur.
- Yazarlar çok iyi tanıdıkları yöreleri ve o yöre insanlarının yaşam biçimlerini, hayat mücadelelerini eserlerine konu etmişlerdir.
- Edebiyatımızda "köy edebiyatı" olarak adlandırılan bu anlayış 1970'li yıllara kadar gelişimini sürdürmüştür.
-
Dönemin Önemli Eserleri ve Yazarları:
- Halide Edip Adıvar: "Sinekli Bakkal", "Vurun Kahpeye", "Tatarcık".
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu: "Hüküm Gecesi" (siyasi roman niteliğinde, II. Meşrutiyet yıllarını, İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası arasındaki çekişmeleri konu alır), "Yaban", "Ankara".
- Reşat Nuri Güntekin: "Çalıkuşu", "Yeşil Gece", "Yaprak Dökümü", "Miskinler Tekkesi".
- Refik Halit Karay: "Yezidin Kızı", "Çete", "Sürgün".
- Sabahattin Ali: "Kuyucaklı Yusuf".
- Peyami Safa: "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu", "Fatih-Harbiye".
- Memduh Şevket Esendal: "Ayaşlı ve Kiracıları".
- Ahmet Hamdi Tanpınar: "Huzur".
- Abdülhak Şinasi Hisar: "Çamlıca'daki Eniştemiz", "Fahim Bey ve Biz".
-
-
💡 Cumhuriyet Dönemi Romanı (1950-1980) (⚠️ ÇOK ÖNEMLİ) Bu dönem, Türk romanında farklı eğilimlerin bir arada görüldüğü, zengin ve çeşitli bir dönemdir.
- Farklı Eğilimler:
- Toplumcu Gerçekçi Roman: Anadolu coğrafyası ve insanı, dar gelirli insanların sıkıntıları, köylerdeki toprak-su kavgaları, ağa-köylü çatışması, işçi-ırgat hayatı, sınıf çatışmaları, köyden kente göç gibi toplumsal konular sade bir dille işlenmiştir.
- Temsilciler: Yaşar Kemal ("İnce Memed", "Teneke", "Yer Demir Gök Bakır"), Orhan Kemal ("Murtaza", "Cemile", "Bereketli Topraklar Üzerinde"), Fakir Baykurt ("Yılanların Öcü", "Irazca'nın Dirliği", "Onuncu Köy"), Kemal Tahir ("Devlet Ana", "Esir Şehrin İnsanları", "Yorgun Savaşçı"), Kemal Bilbaşar ("Ay Tutulduğu Gece", "Memo", "Yeşil Gölge"), Abbas Sayar ("Yılkı Atı", "Can Şenliği", "Tarlabaşı Salkım Saçak").
- Bireyin İç Dünyasını Esas Alan Roman: İnsan gerçekliğini psikolojik yönüyle anlatan, bireyin iç dünyasına odaklanan romanlardır.
- Temsilciler: Ahmet Hamdi Tanpınar ("Sahnenin Dışındakiler", "Saatleri Ayarlama Enstitüsü", "Mahur Beste"), Tarık Buğra ("Siyah Kehribar", "Küçük Ağa", "İbiş'in Rüyası"), Peyami Safa ("Yalnızız", "Biz İnsanlar"), Abdülhak Şinasi Hisar, Samiha Ayverdi.
- Modernist Roman: Toplumdaki değer çatışmaları, bireyin bunalımları, karmaşık ruh hali, yerleşik değerlere isyan gibi konuları işleyen romanlardır. Geleneksel anlatım tekniklerinden uzaklaşılır.
- Temsilciler: Oğuz Atay ("Tutunamayanlar", "Tehlikeli Oyunlar", "Bir Bilim Adamının Romanı"), Yusuf Atılgan ("Aylak Adam", "Anayurt Oteli"), Adalet Ağaoğlu.
- Milli ve Dini Duyarlılıkları Yansıtan Roman: Milli ve dini değerleri, tarihi ve kültürel mirası ön plana çıkaran romanlardır.
- Temsilciler: Mustafa Necati Sepetçioğlu ("Çağlayanlı Vadi", "Kilit", "Anahtar", "Konak"), Bahaeddin Özkişi, Hüseyin Nihal Atsız ("Deli Kurt", "Bozkurtlar Diriliyor"), Sevinç Çokum.
- Toplumcu Gerçekçi Roman: Anadolu coğrafyası ve insanı, dar gelirli insanların sıkıntıları, köylerdeki toprak-su kavgaları, ağa-köylü çatışması, işçi-ırgat hayatı, sınıf çatışmaları, köyden kente göç gibi toplumsal konular sade bir dille işlenmiştir.
- Farklı Eğilimler:
🌍 C. Dünya Edebiyatında Roman
Dünya edebiyatında roman türünün ilk örneği, İspanyol yazar Cervantes'in 16. yüzyılda kaleme aldığı "Don Quijote" (Don Kişot) adlı eseri kabul edilir. Roman, bir tür olarak karakteristik özelliklerini romantizm ve realizm akımları sayesinde kazanmıştır.
- Fransız Edebiyatı:
- Victor Hugo: "Sefiller", "Notre Dame'ın Kamburu".
- G. Flaubert: "Madam Bovary".
- Balzac: "Vadideki Zambak", "Goriot Baba".
- Stendhal: "Kırmızı ve Siyah", "Parma Manastırı".
- Emile Zola: "Nana", "Germinal".
- İngiliz Edebiyatı:
- Daniel Defoe: "Robinson Crusoe".
- Charles Dickens: "İki Şehrin Hikâyesi", "Oliver Twist".
- Ernest Hemingway: "Yaşlı Adam ve Deniz" (yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı kişisel başarı temalarını işler).
🎭 III. Tiyatro
Tiyatro, insan yaşamını sahne üzerinde, seyirciler önünde canlandırma sanatıdır. Tiyatro terimi, genel olarak temsil edilen eser anlamında kullanılır. Tiyatro oyunlarının oynandığı yere de tiyatro denir.
📚 A. Tiyatronun Tanımı ve Yapı Unsurları
Tümüyle konuşma ve harekete dayalı bir gösteri sanatı olan tiyatro;
- Dramatik Örgü: Oyunun olay akışı ve yapısı. Perde adı verilen ana bölümler ve bu bölümlerin içindeki sahne adı verilen küçük bölümler etrafında düzenlenir.
- Kişiler (Karakterler): Oyundaki rolleri üstlenen figürler.
- Yer (Mekân): Oyunun geçtiği fiziksel ortam.
- Zaman: Oyunun geçtiği dönem veya süre.
- Çatışma: Oyundaki karakterler veya durumlar arasındaki gerilim.
Tiyatro metinleri, sahnede canlandırılmak amacıyla yazıldığı için cümlelerin kısa ve anlaşılır olmasına özen gösterilir. Metinlerin başında oyundaki kişiler listelenir, sahnenin ve dekorun nasıl düzenleneceği açıklanır, oyuncuların davranışları parantez içinde verilir.
📈 B. Türk Edebiyatında Tiyatronun Gelişimi
-
Tanzimat Dönemi: Türk edebiyatında Batılı anlamda ilk tiyatro örneklerine Tanzimat Dönemi'nde rastlanmaktadır. Köklü bir geçmişe sahip Karagöz, meddah, orta oyunu ve köy seyirlik oyunlarından oluşan geleneksel oyunlarımız Tanzimat Dönemi'ne gelinceye kadar tiyatronun yerini tutmaktaydı. Modern anlamda ilk tiyatromuz ise İbrahim Şinasi'nin yazdığı "Şair Evlenmesi" adlı oyundur. Aynı dönemde Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan gibi sanatçılar da tiyatro türünde verdikleri eserlerle türün gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.
-
Servetifünun ve Milli Edebiyat Dönemleri: Servetifünun Dönemi'nde ihmal edilen tiyatro, Milli Edebiyat Dönemi'nde yeniden canlanmış ve olgunlaşarak gelişimini sürdürmüştür.
-
💡 Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1923-1950) (⚠️ ÇOK ÖNEMLİ) Bu dönemde tiyatro, uygarlığın vazgeçilmez gereği olarak görülmüş ve önemli gelişmeler kaydetmiştir.
-
Kurumsal Gelişmeler:
- Batı tekniğine uygun modern tiyatro eserleri yazılmıştır.
- Gerek devlet tiyatroları, şehir tiyatroları, operalar ve konservatuvarların açılması gerekse özel tiyatro gruplarının kurulmasıyla tiyatro daha güçlü bir yapıya kavuşmuştur.
- Batı tiyatrosu örnek alınarak trajedi, komedi ve dram türlerinde oyunlar yazılmıştır. Müzikli, danslı; benzetmeci, göstermeci, epik tiyatro örnekleri verilmiştir.
-
İşlenen Temalar:
- Cumhuriyet'in onuncu yılına kadar Türk yurdunu, Türk ulusunu sevmek biçiminde gelişen idealler oyunlara konu olmuştur.
- Yazarlar bu duyguları aşılamak için daha çok Türk tarihi ve efsanelerine, kimi zaman da masallara yönelmişlerdir.
- Toplumsal sorunları, değer yargılarının bozulmasını ve ruhsal çelişkileri anlatmaya çalışmışlardır.
- 1930'lu yıllarda konusunu Türk tarih ve uygarlıklarından, destan ve efsanelerinden; Cumhuriyet kazanımlarından, devrimlerinden alan birçok oyun yazılmıştır.
- 1940'lı yıllarda ise yazarlar; Osmanlı toplumundan modern Türk toplumuna geçilirken yaşanan sancıları, geçmişte yaşanan sorunları, toplumdaki yozlaşmayı, ahlak çöküntüsünü eleştirel bir gözle gündeme getirmişlerdir. Ayrıca değer yargılarının değişmesi ve ekonomik koşulların ailedeki etkisi üzerinde durmuşlar, çözülen aile yapısına karşı sağlam temellere dayalı aile tezini savunmuşlardır.
-
-
💡 Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu (1950-1980) (⚠️ ÇOK ÖNEMLİ) Bu dönem, Türk tiyatrosunun geleceği açısından ümit vadeden, gelişim ve çeşitliliğin arttığı yıllardır.
-
Kurumsal Gelişmeler ve Gelişim Alanları:
- Ülkedeki gelişim, tiyatroyu da yakından etkilemiştir.
- 1949'da Devlet Tiyatroları kurulmuş ve genel müdürlüğüne Muhsin Ertuğrul getirilmiştir.
- Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Trabzon ve Diyarbakır gibi kentlerde perdelerini açan Devlet Tiyatroları turneler düzenleyerek Türkiye'nin her yanında izleyiciye ulaşır hale gelmiştir.
- 1960-1980 yılları arasında özel tiyatroların sayılarının hızla artmasıyla daha başarılı yönetmenler ve oyuncular yetişmeye başlamıştır.
- Devlet Tiyatrolarının yanında özel tiyatroların da Anadolu turneleri, tiyatro sanatının yaygınlık kazanmasında önemli rol oynamıştır.
- Bu dönemde akademik düzeyde tiyatro eğitimi verilmesi, tiyatro sanatı konusunda bilimsel araştırmaların çoğalması, tiyatro eleştirilerinin gelişmesi, tiyatro sorunlarının tartışıldığı tiyatro kongrelerinin düzenlenmesi Türk tiyatrosunun sorunlarının çözümü için atılan önemli adımlardır.
-
İşlenen Temalar ve Oyun Çeşitliliği:
- Oyun yazarı sayısında büyük bir artışın, konularda çeşitliliğin göze çarptığı bu dönemde bir taraftan yerli ve yabancı siyasal-belgesel oyunlar sergilenirken diğer taraftan geleneksel Türk tiyatrosunun özelliklerine dayalı müzikli oyunlar, kabare oyunları ve epik oyunlar yazılmıştır.
- Sahne tekniğine uygun sade bir dille yazılan bu dönem oyunlarında aile yapısı, bireysel, toplumsal ve ekonomik sorunlar, köy gerçekliği, gecekondularda yaşayan insanların problemleri, kadın sorunları, yanlış Batılılaşma, kuşak çatışması, yaşama ve giyinme biçimi, ağa-köylü ilişkisi, töre, insanlık sorunları vb. konular işlenmiştir.
- Yakın geçmiş eleştirilmiş, Osmanlı tarihine özgü önemli şahsiyet ve olaylar yorumlanmıştır.
- Konusunu halk kahramanlarının hayatlarından ve mitolojiden alan oyunlar da yazılmıştır.
-
🎭 C. Komedi Türü
İnsanları güldüren, eğlendiren ve bu esnada düşündüren tiyatro türüne komedi denir. Komedi, toplumun gülünç taraflarını mizahi bir dille ele alırken bir yandan da üstü kapalı bir hicivle izleyenlere doğruyu gösterir. Bu yönüyle seyirciyi düşünme yoluna iter.
-
Sınıflandırması: Komedi, konularına göre üç başlık altında incelenir:
- Karakter Komedisi: İnsan karakterinin gülünç ve aksayan yanlarını ele alır.
- Töre Komedisi: Toplumun gülünç ve aksayan yanlarını birey üzerinden değil, toplum üzerinden işleyen komedi türüdür.
- Entrika Komedisi (Vodvil): Olayların daha çok yanılgı ve tuhaflıklar üzerinden işlendiği türdür.
-
Özellikleri:
- Klasik komedide konular günlük yaşamdan alınır.
- Kişiler hem halktan hem de soylu kesimden oluşabilir.
- Trajedinin aksine sanatçı, dilde soyluluk aramaz ve kaba sözlere, argoya yer verebilir.
- Birbirini izleyen koro bölümlerinden oluşan komediler manzum şekilde kaleme alınır.
- Trajedide olduğu gibi üç birlik kuralına (yer, zaman, olay birliği) uyulur.
-
Örnek: Molière'in en çok bilinen ve en popüler eserlerinden biri olan "Kibarlık Budalası", 17. yüzyıl Fransa'sında, cahil, saf ama çok zengin bir adam olan Mösyö Jourdain'in asilzadelik merakı yüzünden düştüğü gülünç durumları konu almaktadır.
🌍 D. Dünya Edebiyatında Tiyatro
Başlangıcı Eski Yunan Bağ Bozumu Tanrısı Dionysos adına yapılan dini törenlere dayanan tiyatro, zaman içinde gelişerek trajedi, komedi, dram gibi birtakım alt kollara ayrılarak dünyaya yayılmıştır.
- Eski Yunan Edebiyatı:
- Aiskhylos: "Agamemnon", "Zincire Vurulmuş Prometheus".
- Sophokles: "Elektra", "Kral Oidipus".
- Euripides: "Herakles", "Elektra".
- Aristophanes: "Eşekarıları", "Kurbağalar".
- Fransız Edebiyatı:
- Corneille: "Le Cid", "Horace".
- Racine: "Andromaque", "İphigenia".
- Molière: "Cimri", "Kibarlık Budalası", "Kadınlar Mektebi".
💡 Sonuç: Edebi Türlerin Sürekli Dönüşümü
Özetle, eleştiri, roman ve tiyatro türleri Türk edebiyatında Tanzimat Dönemi'nden itibaren Batılı etkilerle gelişmiş ve Cumhuriyet Dönemi'nde farklı eğilimlerle zenginleşmiştir. Her bir tür, dönemin toplumsal, siyasal ve kültürel dinamiklerine paralel olarak evrilmiş, insanı ve toplumu farklı açılardan ele alarak edebi mirasımıza önemli katkılar sağlamıştır. Bu türlerin sürekli dönüşümü, edebiyatın canlı ve dinamik yapısını gözler önüne sermektedir. Edebi türler, geçmişten günümüze insanlığın aynası olmaya devam etmektedir.
📚 Metinlerde Geçen Bazı Kelime ve Kelime Grupları (Sözlük)
- Efkar: Kamuoyu, düşünceler.
- İltizam: Bir şeyi yapmayı üstüne alma, yüklenme.
- Müsamere: Kapı önünde bekletmek.
- Rical: Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler.
- Fırka: 1. İnsan topluluğu, 2. Parti.
- Halaskar: Kurtarıcı.
- Makam: Mevki, rütbe.
- Azizim: Dostum, sevgilim anlamında kullanılan bir seslenme sözü.
- Muhayyile: Hayal gücü.
- Gölge: Nesnelerin ışık almayan tarafı.
- Taahhütname: Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt.
- Tazyik: Sıkıştırma, daraltma.
- Terakki: İlerleme, yükselme, gelişme.
- Gaile: İş, sıkıntı, mesele, üzüntü.
- Mandal: Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol.
- Üzengi: Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan, altı düz demir halka.
- Yılkı: Başıboş bırakılmış at veya eşek.
- Yular: Bir yere bağlamak veya çekerek götürmek için hayvanın başlığına veya tasmasına bağlanan ip.
- Küpeşte: Gemide güverte hizasında iskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm; korkuluk.
- Zoka: Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası.









