Milletlerarası Hukuk Çalışma Materyali 📚
Kaynak Bilgisi: Bu çalışma materyali, kullanıcı tarafından sağlanan kopyalanmış metin ve ders ses kaydı transkripti kaynaklarından derlenmiştir.
1. Giriş ve Milletlerarası Hukukun Temel Esasları 🌍
Milletlerarası hukuk, devletlerarası ilişkileri düzenleyen kurallar bütünüdür. Bu hukuk dalı, uluslararası toplumda barış ve işbirliğini sağlamayı hedefler.
1.1. Tanım ve Temel Nitelikler
- Rızai Karakter: Milletlerarası hukuk kuralları, devletlerin kendi rızalarıyla koyduğu ve uyduğu kurallardır. Devletler bu kurallara ihtiyaç duydukları için onları benimserler.
- Bağımlılık ve İşbirliği: 20. yüzyıldan itibaren devletler ekonomik ve teknolojik olarak birbirine daha bağımlı hale gelmiş, bu da işbirliğini ve yeni kuralların oluşumunu zorunlu kılmıştır.
- Merkezi Otorite Eksikliği: Uluslararası toplumda devletlerin üstünde bir yasama organı bulunmadığından, devletler hem hukuku yapar hem de uygular.
1.2. Uluslararası Uyuşmazlıkların Çözümü ve Yaptırım Biçimleri
Uyuşmazlıkların çözümünde en doğal yol, ihtilaf halindeki devletlerin anlaşarak uzlaşmaya varmasıdır. Milletlerarası hukukta etkili yaptırım biçimleri şunlardır:
- Karşılıklılık: Hukuka uymayan veya taahhütlerini yerine getirmeyen devlete karşı, zarar gören devletin hukuk kuralları içinde aynı karşılığı verme hakkıdır.
- Meşru Müdafaa: Hukuka aykırı saldırıyı defetmek veya etkisiz hale getirmek için güç kullanılmasıdır. Kolektif meşru müdafaa da mümkündür.
- Misilleme: Bir devletin diğerine karşı dostça olmayan ancak hukuka aykırılık oluşturmayan bir eylemle zarar vermesidir (örn. vize kısıtlaması).
- Zarara Karşılık Verme: Hukuka aykırı fiil veya işlemlerle zarar veren devletin telafi talebini yerine getirmemesi halinde, zarar gören devletin kuvvet kullanmadan, orantılı bir şekilde karşılık vermesidir.
2. Milletlerarası Hukukun Bağlayıcılığına İlişkin Teoriler ⚖️
Milletlerarası hukukun bağlayıcılığının kaynağına dair çeşitli teoriler bulunmaktadır.
2.1. Doğal Hukuk Görüşü
- Temel Fikir: Milletlerarası hukuk kurallarının temelini dini, vicdani veya doğuştan gelen haklar belirler. Akıl ve vicdanın gereği olarak değişmez kuralların varlığını savunur.
- Temsilciler: Vitoria, Suarez, Hugo Grotius.
- Eleştiri: Toplumsal kuralların zaman ve mekanla değiştiği gerekçesiyle eleştirilmiştir.
2.2. İradeci Görüşler (Dualist Yaklaşım)
- Temel Fikir: Hukuk, devlet iradesinden kaynaklanan kurallar bütünüdür. Milli hukuk ile milletlerarası hukuku iki ayrı hukuk düzeni olarak görürler.
- Jellinek (Oto-limitasyon): Devletin kendi iradesiyle kendini sınırlamasını savunur.
- Triepel (Müşterek İrade): Bağlayıcılığın kaynağını, egemen ve eşit devletlerin birbirine uyan iradelerinden oluşan müşterek iradede bulur.
- Anzilotti (Ahde Vefa - Pacta Sunt Servanda): Milletlerarası hukukun kaynağını anlaşmalarda görür ve ahde vefa ilkesini temel postüla olarak kabul eder.
- Milli ve Milletlerarası Hukuk İlişkisi: İradeciler, bu iki hukuk düzeninin farklı ilişkileri düzenlediği için çatışamayacağını savunur.
- İktibas: Bir hukuk kaynağının içeriğinin başka bir hukuk düzenine toptan aktarılması.
- Atıf: Bir hukuk kaynağının içeriğinin aktarılmayıp sadece göndermede bulunulması.
- Sonuç: Bir hukuk düzenine ait kuralın diğerinde doğrudan geçerli olabilmesi için o düzende yeniden çıkarılması gerekir.
2.3. Objektivist Görüşler (Monist Yaklaşım)
- Temel Fikir: Hukukun bağlayıcılığını irade dışı kavramlara dayandırır ve hukuku tek bir bütün olarak görür.
- L. Duguit: Hukukun kaynağını insanın bilinçli ve sosyal bir varlık olması vakasına, yani sosyal dayanışmaya bağlar.
- G. Scelle: Milli hukukun milletlerarası hukuk tarafından massedilmesini (ortadan kaldırılmasını) savunur.
- Kelsen (Normlar Hiyerarşisi): Hukuku mantıki bir bütün olarak ele alır ve normlar hiyerarşisi içinde milletlerarası hukuku üstün kabul eder.
2.4. Soğuk Savaş Dönemi Görüşleri
- Amerikan New Haven Okulu: İnsanlık onuruna dayalı liberal demokratik bir dünya düzeni kurmayı amaçlar. Hukukun değer yargılarından bağımsız olmadığını savunur.
- Sovyet Teorisi: Sosyal gelişme amacını ve sınıf mücadelesini vurgular. Milletlerarası hukukun amacını sosyalist devletlerin barış içinde bir arada yaşaması ve halkların bağımsızlığı olarak görür. "Genel hukuk prensiplerini" reddeder, sadece antlaşmaları ve örf-adeti kaynak olarak kabul eder.
2.5. Soğuk Savaş Sonrası Görüşler
- Philip Allott: Devlet merkezli yaklaşımı eleştirerek, milletlerarası ilişkilerin merkezine insanlığı koyan bir dünya düzeni çağrısı yapar. Hukukçuların uluslararası toplumun geleceği konusunda sorumluluk alması gerektiğini savunur.
3. Milletlerarası Hukukun Kaynakları 📜
Milletlerarası hukukun kaynakları, Milletlerarası Adalet Divanı (MAD) Statüsü'nün 38. maddesinde belirtilmiştir.
3.1. Maddi ve Şekli Kaynaklar
- Maddi Kaynaklar: Hukukun içeriğinin belirlenmesinde etkili olan iktisadi, siyasi, ahlaki faktörlerdir.
- Şekli Kaynaklar: Biçimlenmiş içeriğe bağlayıcılık kazandıran olay ve işlemlerdir.
3.2. MAD Statüsü m.38'deki Kaynaklar ✅
MAD Statüsü m.38, Divan önüne getirilen uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak kuralları sıralar:
- Asli Şekli Kaynaklar:
- Milletlerarası Andlaşmalar: Uyuşmazlığa taraf olan devletlerce açıkça tanınmış kurallar koyan genel ve özel nitelikteki andlaşmalar.
- Milletlerarası Örf-Adet (Teamül): Hukuk olarak kabul edilmiş bir genel uygulamanın delili olarak ortaya çıkan kurallar.
- Tamamlayıcı Kaynak:
- Uygar Milletlerce Tanınmış Hukukun Genel İlkeleri: Andlaşma veya örf-adet kuralının bulunmadığı durumlarda boşlukları doldurmak için kullanılır.
- Yardımcı Kaynaklar:
- Kazai Kararlar (Yargı Kararları): Hukuk kurallarının saptanmasında yardımcı vasıta olarak işlev görür.
- Hukuk Öğretisi (Doktrin): Hukuk kurallarının açıklanmasında ve geliştirilmesinde önem taşır.
- Hakkaniyet ve Nisfet (m.38/2): Tarafların anlaşması halinde, somut olayda adil sonuca varmayı sağlayan bir ilkedir.
3.3. Örf-Adet Hukuku (Teamül Hukuku)
Örf-adet kuralları, yazılı olmayan, orijinal kaynaklardandır. Oluşabilmesi için iki unsur gereklidir:
- 1️⃣ Maddi Unsur: Belirli nitelikteki devlet uygulamalarının;
- Genel Olması: Yaygın ve temsil edici bir çoğunluk tarafından benimsenmesi.
- Tutarlı Olması: Devletin benzer olaylar karşısında hep aynı şekilde davranması.
- Kesintisiz Olması: Uygulamanın zaman içinde araya aksine tutum ve davranışlar girmeden uygulanması.
- 2️⃣ Psikolojik (Sübjektif) Unsur: Uygulamada öngörüldüğü biçimde davranmanın hukuken zorunlu olduğu inancının yerleşmesi (opinio juris).
- Bölgesel Örf-Adet: Belirli bir coğrafi alandaki devletler arasında geçerli olan, zımni anlaşmaya benzeyen uygulamalardır.
- Tarihi Hak: Bir devletin genel hukukun öngörmediği bir hakkı, çekişmesiz uygulama ile kazanmasıdır.
3.4. Hakkaniyet ve Nisfet 💡
Hakkaniyet ve nisfet, hukukun somut olayda adaletsizliğe yol açmasını engelleme amacındadır. Üç işlevi vardır:
- a. Hukukun Uygulanmasını Yumuşatma (Infra Legem): Hukuk kurallarını uygularken tarafların bireysel yorumuna uygun anlamı seçme.
- b. Hukukun Boşluklarını Doldurma (Praeter Legem): Uygulanacak kural bulunmadığında boşluğu adil bir şekilde doldurma.
- c. Hukukun Uygulamalarını Durdurma (Contra Legem): Tarafların hakime somut olay için hukuk yaratma yetkisi vermesiyle, mevcut kuralların yerine daha adil bir çözüm uygulama.
4. Milletlerarası Andlaşmalar ve Akdetme Süreci 🤝
Milletlerarası andlaşmalar, iki veya daha fazla hukuk kişisinin iradelerinin belirli bir konu üzerinde uyuşmasıdır.
4.1. Tanım ve Unsurlar
Bir anlaşmanın "andlaşma" olabilmesi için şu unsurları taşıması gerekir:
- Anlaşma: Tarafların iradelerinin uyuşması.
- Hak ve Borç Oluşturma Niyeti: Tarafların kendileri için hukuki sonuç doğurma amacı.
- Yazılı Olarak Saptanması: Andlaşma metninin yazılı olması (sözlü andlaşmalar da geçerli olabilir).
- Milletlerarası Hukuka Tabi Olması: Kural olarak milletlerarası hukuka tabi olması.
4.2. Andlaşma Akdetme Ehliyeti
- Devletler: Milletlerarası hukuk kişiliğine tam olarak sahip tek varlık devlettir ve andlaşma akdetme ehliyeti egemenliğinin bir işlevidir.
- Uluslararası Teşkilatlar: Kuruluş anlaşmalarında belirtilmişse veya görevlerini etkin yerine getirmek için gerekliyse andlaşma akdetme ehliyetine sahip olabilirler.
- Papalık: Ruhani liderliği nedeniyle milletlerarası andlaşma akdetme ehliyeti kabul edilmiştir.
4.3. Andlaşma Akdetme Usulü 1️⃣2️⃣
Andlaşma akdetme süreci iki temel aşamadan oluşur:
4.3.1. Andlaşma Metninin Hazırlanması Aşaması
- Görüşmeler: Tarafların ortak zeminde buluşmak için andlaşmanın temellerini tartıştığı aşama.
- Metnin Yazılması ve Kabulü: Görüşmeler sonucunda iradelerin yazılı metin haline getirilmesi ve kabul edilmesi. Kabul için kural olarak oy birliği, uluslararası konferanslarda ise 2/3 çoğunluk aranabilir.
- Metnin Tevsiki: Andlaşma metninin kesinlik kazanmasını sağlayan işlemdir (örn. imza, paraf).
4.3.2. Andlaşma ile Bağlanma Aşaması
Devletler, andlaşmaya bağlanma rızalarını çeşitli işlemlerle açıklarlar:
- Onay: Devletin andlaşmaya bağlanma rızasını gösteren takdiri bir işlemdir.
- İmza: Andlaşma metninde belirtilmişse veya taraflarca kararlaştırılmışsa, imza ile bağlayıcılık kazanabilir. (Tam imza, paraf imza, ad referandum imza)
- Katılma: Görüşmelere katılmamış bir devletin sonradan andlaşmaya taraf olmasını sağlayan usuldür.
- Uygun Bulma ve Kabul: Onaya benzer şekilde, bir devletin andlaşmaya bağlanma rızasını açıklama yöntemidir.
- Belgelerin Teatisi: Özellikle ikili andlaşmalarda, andlaşmayı ifade eden metinlerin karşılıklı değiş-tokuşu ile bağlayıcılık kazanabilir.
- Tarafların Anlaştıkları Başka İşlemler: İrade serbestisi ilkesi gereği, taraflar kararlaştırdıkları herhangi bir usul ile andlaşmanın bağlayıcılık kazanmasını sağlayabilirler.
4.4. Andlaşmanın Yürürlüğe Girmesi
Andlaşmanın yürürlüğe gireceği tarih metinde belirtilebilir veya tarafların niyetine göre belirlenir. Yürürlüğe giren andlaşma hukuki sonuç doğurmaya başlar. Bazı nihai hükümler, andlaşma yürürlüğe girmeden de bağlayıcı olabilir.
4.5. Tescil
Andlaşmaların uluslararası alanda ilan edilmesi işlemidir. BM Şartı'na göre tescil edilmeyen andlaşmalar, BM organları önünde ileri sürülemez. Tescil yükümlülüğü, andlaşma taraflar arasında yürürlüğe girince doğar.
4.6. Çekince ⚠️
- Tanım: Bir devletin andlaşmaya bağlanma aşamasında, andlaşmanın bir veya birkaç hükmünü kendisiyle olan ilişkilerde ya hiç uygulamaması ya da değiştirerek uygulamasını şart koştuğu tek taraflı irade beyanıdır. Yazılı olması gerekir.
- Geçerlilik: Çekincenin andlaşmanın konu ve amacıyla bağdaşabilir olması esastır.
- Kabul ve İtiraz: Çekinceye kabul veya itiraz, andlaşmanın taraflar arasındaki uygulanma biçimini etkiler. Kabul eden devletler arasında çekince kapsamında uygulanırken, itiraz eden devletler arasında çekinceli hüküm uygulanmaz.
5. Türk Hukukunda Andlaşma Akdetme Yetkisi 🇹🇷
Türk hukukunda andlaşma akdetme yetkisi, anayasal düzenlemelerle yasama ve yürütme organları arasında paylaşılmıştır.
5.1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasal Uygulamaları
- 1924 Anayasası: Andlaşma akdetme yetkisi esas olarak TBMM'ye aitti.
- 1961 Anayasası: Milletlerarası andlaşmaların bağlayıcılık kazanması için ana kural TBMM'nin onaylamayı uygun bulma kanunu çıkarmasıydı. Ancak bazı istisnalar (örn. süresi 1 yılı aşmayan iktisadi, ticari veya teknik andlaşmalar) Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girebilirdi.
- 1982 Anayasası: Andlaşmalar Cumhurbaşkanınca onaylanmak suretiyle bağlayıcılık kazanır. Ancak onaydan önce bazı andlaşmalar için TBMM'nin uygun bulma kanunu, bazıları için ise Bakanlar Kurulu Kararnamesi gerekir.
- TBMM Onayı Gerektirmeyen İstisnalar:
- Süresi 1 yılı aşmayan ve iktisadi, teknik veya ticari ilişkileri düzenleyen andlaşmalar (belirli şartlarla).
- Daha önceden yapılmış bir milletlerarası andlaşmaya dayanılarak yapılan uygulama andlaşmaları.
- Kanunun önceden verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmalar.
- Önemli Not: Bu istisnalara giren bir andlaşma dahi Türk kanunlarında değişikliğe neden olacaksa, ana kural devreye girer ve TBMM'nin uygun bulma kanunu çıkarması gerekir.
- TBMM Onayı Gerektirmeyen İstisnalar:








