Kurtuluş Savaşı Hazırlık Dönemi: Sivas Kongresi'nden İstanbul'un İşgaline Kapsamlı Çalışma Materyali
Kaynaklar: Bu çalışma materyali, bir dersin sesli transkripti ve kopyalanmış metin kaynaklarından derlenerek hazırlanmıştır.
📚 Giriş: Milli Mücadele'nin Kritik Evreleri
Kurtuluş Savaşı hazırlık dönemi, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin temelini oluşturan kritik olaylarla doludur. Bu dönemde, bölgesel direniş hareketleri ulusal bir çatı altında birleştirilmiş, İstanbul Hükümeti ile Milli Mücadele yanlıları arasındaki ilişkiler yeniden tanımlanmış ve bağımsızlık hedefleri uluslararası alanda ilan edilmiştir. Sivas Kongresi, ulusal birliğin sağlanması ve direnişin merkeziyetçi bir yapıya kavuşturulması açısından dönüm noktasıdır. Amasya Görüşmeleri, Temsil Heyeti'nin siyasi başarısını pekiştirirken, Mustafa Kemal'in Ankara'ya gelişi mücadeleye yeni bir stratejik merkez kazandırmıştır. Son olarak, Osmanlı Mebusan Meclisi'nde kabul edilen Misak-ı Milli kararları, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik hedeflerini dünyaya duyuran temel bir belge niteliğindedir. Bu süreç, İstanbul'un resmen işgaliyle hızlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasına zemin hazırlamıştır.
1️⃣ Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi'nin ardından, Milli Mücadele'nin ulusal çapta örgütlenmesi amacıyla toplanmıştır. Toplanış biçimi ve alınan kararlar açısından tamamen ulusal nitelikte bir kongredir.
1.1. Engelleme Girişimleri ve Katılımcı Sayısı ⚠️
Kongre, ulusal nitelikte olmasına rağmen, katılım beklentilerin altında kalarak 38 delege ile sınırlı kalmıştır. Bunun temel nedenleri şunlardır:
- İstanbul Hükümeti'nin Baskısı: Özellikle Damat Ferit Paşa hükümeti, kongrenin toplanmasını engellemek için çeşitli girişimlerde bulunmuştur.
- Yerel Yöneticilerin Faaliyetleri:
- Elazığ Valisi Ali Galip: Doğu ve Güneydoğu'dan gelecek delegeleri engellemeye çalışmıştır.
- Ankara Valisi Muhiddin Paşa: Batı Anadolu'dan gelecek delegelerin Sivas'a ulaşımını engellemiştir.
- İtilaf Devletleri'nin Müdahaleleri:
- Binbaşı Bruno ve Binbaşı Noel: Kongreyi dağıtma ve delegeleri engelleme girişimlerinde bulunmuşlardır. Bruno, Mustafa Kemal ile görüşerek Sivas'ın Fransızlar tarafından işgal edileceği tehdidinde bulunmuştur.
- Sivas'ın İşgal Edileceği Söylentileri: Fransızlar tarafından Sivas'ın işgal edileceği yönündeki söylentiler, delegelerin kongreye katılımını olumsuz etkilemiştir.
- Maddi Yetersizlikler: Delegelerin Sivas'a ulaşım ve konaklama masraflarını karşılayamaması da katılımın düşük kalmasında etkili olmuştur.
1.2. Tartışma Konuları 💡
Sivas Kongresi'nde, Milli Mücadele'nin geleceği ve yönü hakkında önemli tartışmalar yaşanmıştır:
- Amerikan Mandası Tartışmaları:
- Kongreye katılan bazı delegeler, Milli Mücadele'nin başarıya ulaşamayacağı endişesiyle ABD mandasına girilmesi fikrini savunmuşlardır.
- Mustafa Kemal'in Kesin Reddi: Mustafa Kemal, bu tartışmalar üzerine kürsüye çıkarak "Ya istiklal ya ölüm!" sözünü sarf etmiş ve manda ile himayeyi kesin olarak reddetmiştir. Bu karar, Türk milletinin tam bağımsızlık ilkesini bir daha gündeme gelmemek üzere benimsemesi açısından hayati öneme sahiptir. ✅
- Başkanlık Yarışı:
- Kongre başkanlığı için Rauf Orbay, Mustafa Kemal'e rakip olmuştur. Bu durum, Milli Mücadele yolunda Mustafa Kemal'in karşılaştığı ilk muhalefet olarak kayıtlara geçmiştir.
- Mustafa Kemal, oy çokluğuyla kongre başkanı seçilmiştir.
- İttihatçı Suçlamaları:
- Milli Mücadele yanlıları, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkilendirilmekle suçlanmışlardır. Bu dönemde İttihatçılık, I. Dünya Savaşı'ndaki yenilginin sorumlusu olarak görüldüğü için olumsuz bir imaj taşımaktaydı. Delegelerden, hiçbir partiye ait olmadıklarına dair yemin etmeleri istenmiştir.
1.3. Alınan Kararlar ve Önemi ✅
Sivas Kongresi'nde alınan kararlar, Milli Mücadele'nin örgütlenmesi ve ulusal birliğin sağlanması açısından büyük önem taşır:
- Erzurum Kongresi Kararlarının Genişletilerek Kabulü: Erzurum Kongresi'nde alınan bölgesel kararlar, Sivas Kongresi'nde ulusal nitelik kazanarak tüm vatanı kapsayacak şekilde kabul edilmiştir.
- Cemiyetlerin Birleştirilmesi: Anadolu'daki tüm yararlı cemiyetler, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında tek bir çatı altında birleştirilmiştir. Bu, dağınık direniş hareketlerinin merkezi bir yapıya kavuşturulmasını sağlamıştır.
- İrade-i Milliye Gazetesi'nin Çıkarılması: Milli Mücadele'nin sesini duyurmak, halkı doğru bilgilendirmek ve kamuoyu oluşturmak amacıyla İrade-i Milliye Gazetesi çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu gazete, ileride TBMM'nin yayın organı olan Hakimiyet-i Milliye ve Cumhuriyet döneminde Ulus Gazetesi adını alacaktır.
- Temsil Heyeti'nin Yürütme Yetkisini Kullanması:
- Temsil Heyeti, Batı Cephesi Komutanlığı'na Ali Fuat Cebesoy'u atamıştır.
- Bu atama, Temsil Heyeti'nin ilk kez bir hükümet gibi davranarak yürütme yetkisini kullandığını göstermektedir. Bu, Milli Mücadele'nin siyasi otoritesinin güçlendiğinin önemli bir işaretidir.
- Temsil Heyeti Üye Sayısının Artırılması: Temsil Heyeti'nin üye sayısı 9'dan 15'e çıkarılarak daha geniş bir temsil gücüne sahip olması sağlanmış ve ulusal bir temsil organı haline getirilmiştir.
2️⃣ Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919)
Sivas Kongresi'nin ardından yaşanan gelişmeler, İstanbul Hükümeti ile Temsil Heyeti arasındaki ilişkileri yeni bir boyuta taşımıştır.
2.1. Damat Ferit Paşa Hükümeti'nin İstifası ve Önemi ✅
- Sivas Kongresi'nde alınan kararlar ve Temsil Heyeti'nin baskıları sonucunda, Damat Ferit Paşa hükümeti istifa etmek zorunda kalmıştır.
- Bu olay, Temsil Heyeti'nin İstanbul Hükümeti'ne karşı kazandığı ilk siyasi başarı olarak kabul edilir. Bu başarı, Milli Mücadele'nin gücünü ve etkinliğini göstermesi açısından kritik öneme sahiptir.
- Damat Ferit Paşa'nın yerine, Milli Mücadele'ye daha ılımlı yaklaşan Ali Rıza Paşa hükümeti kurulmuştur.
2.2. Görüşmelerin Tarafları ve İçeriği 🤝
Ali Rıza Paşa hükümetinin ılımlı yaklaşımı üzerine, İstanbul Hükümeti ile Temsil Heyeti arasında Amasya'da görüşmeler yapılmıştır.
- İstanbul Hükümeti Adına: Bahriye Nazırı Salih Paşa katılmıştır.
- Temsil Heyeti Adına: Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Bekir Sami Bey katılmıştır.
Temsil Heyeti'nin İstanbul Hükümeti'nden başlıca talepleri şunlardır:
- Azınlıklara ayrıcalık verilmemesi.
- Manda ve himayenin kesinlikle kabul edilmemesi.
- Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin İstanbul Hükümeti tarafından tanınması.
- İleride yapılacak barış görüşmelerine gidecek heyetin belirlenmesinde Temsil Heyeti'nin onayının alınması.
- Kapalı olan Osmanlı Mebusan Meclisi'nin derhal açılması ve güvenlik gerekçesiyle İstanbul dışında toplanması.
2.3. Sonuç ve Temsil Heyeti'nin Resmen Tanınması ⭐
Amasya Görüşmeleri'nin en önemli sonucu, İstanbul Hükümeti'nin Temsil Heyeti'ni resmen tanımasıdır. Bu durum, Milli Mücadele'nin meşruiyetini ve siyasi gücünü pekiştirmiştir.
- İstanbul Hükümeti, Temsil Heyeti'nin taleplerinin çoğunu kabul etmese de, Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılması kararını onaylamış, ancak meclisin İstanbul'da toplanması konusunda ısrarcı olmuştur.
- Temsil Heyeti'nin ilk siyasi başarısı olarak Damat Ferit Paşa hükümetinin istifası gösterilirken, bu başarının somutlaşmış hali ve Milli Mücadele'nin ulusal ve uluslararası alandaki meşruiyetini artıran en önemli adım, İstanbul Hükümeti tarafından resmen tanınmasıdır.
3️⃣ Komutanlar Toplantısı ve Ankara'ya Geliş (Kasım-Aralık 1919)
Amasya Görüşmeleri'nin ardından, Milli Mücadele'nin daha etkin bir şekilde yürütülmesi için yeni bir merkez arayışı başlamıştır.
3.1. Komutanlar Toplantısı ve Merkez Seçimi 📊
- Ekim ayında Amasya Görüşmeleri'nin tamamlanmasının ardından, Temsil Heyeti üyeleri Sivas'a dönerek Kasım 1919'da Komutanlar Toplantısı düzenlemişlerdir.
- Bu toplantıda Amasya Görüşmeleri değerlendirilmiş ve Milli Mücadele'ye yön verecek yeni bir merkezin belirlenmesi gündeme gelmiştir. Ali Fuat Cebesoy'un Eskişehir önerisi kabul edilmemiş ve Ankara'nın Milli Mücadele merkezi olması kararlaştırılmıştır.
3.2. Ankara'nın Merkez Seçilme Nedenleri 🎯
Ankara'nın Milli Mücadele merkezi olarak seçilmesinde etkili olan stratejik faktörler şunlardır:
- Coğrafi Konum:
- Batı Cephesi'ne Yakınlık: Batı Anadolu'daki direniş hareketlerini daha etkin yönetme imkanı sunması.
- İstanbul'a Yakınlık: İstanbul'daki gelişmeleri yakından takip edebilme ve İstanbul Hükümeti üzerindeki baskıyı sürdürebilme potansiyeli.
- Ulaşım ve Haberleşme:
- Demiryolu Ağı: Ankara, demiryollarının kesişim noktasında bulunması sayesinde ulaşım ve lojistik açıdan avantajlıydı.
- Telgraf Hatları: Güçlü telgraf ağı, ülkenin dört bir yanıyla hızlı haberleşme imkanı sağlamaktaydı.
- Güvenlik:
- İşgal Edilmemiş Olması: Ankara, İtilaf Devletleri tarafından henüz işgal edilmemiş güvenli bir bölgeydi.
- Dağıtılmamış Kolordu Varlığı: Bölgede Refet Bele komutasında dağıtılmamış bir kolordunun bulunması, askeri güvenlik açısından önemliydi.
- Halkın Desteği: Ankara halkının Milli Mücadele'ye büyük ölçüde destek vermesi ve Mustafa Kemal'i bağrına basması, merkezin seçilmesinde etkili olmuştur.
3.3. Mustafa Kemal'in Ankara'ya Gelişi ve "Kızılca Gün" 🇹🇷
- Mustafa Kemal ve arkadaşları, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara'ya gelmişlerdir.
- Bu olay, Türk tarihinde "Kızılca Gün" olarak adlandırılır. "Kızılca Gün", Türk milletinin kaderini değiştiren, kırılma anlarından biri olarak kabul edilir. Tıpkı İstanbul'un Fethi veya Malazgirt Meydan Savaşı gibi, Milli Mücadele'nin seyrini değiştiren ve yeni bir dönemin başlangıcı olan bu tarih, Türk milletinin bağımsızlık mefkuresinin somutlaştığı bir gündür.
- Mustafa Kemal, Ankara'ya gelişiyle birlikte, Osmanlı Mebusan Meclisi seçimlerinde Erzurum milletvekili olarak seçilmiştir.
4️⃣ Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli (Ocak-Şubat 1920)
Ankara'nın Milli Mücadele merkezi olmasının ardından, Osmanlı Mebusan Meclisi'nin açılması süreci hızlanmıştır.
4.1. Mustafa Kemal'in Mebuslardan İstekleri 📝
Mustafa Kemal, İstanbul'a gidecek olan mebuslardan (milletvekillerinden) bazı önemli isteklerde bulunmuştur. Bu istekler, Milli Mücadele'nin siyasi hedeflerini gerçekleştirmeye yönelikti:
- Kendisini Meclis Başkanı Seçmeleri: Mustafa Kemal, meclis başkanı seçilmesi halinde, güvenlik gerekçesiyle meclisi İstanbul'dan Ankara'ya taşıyabileceğini düşünüyordu.
- "Müdafaa-i Hukuk Grubu" Kurulması: Mecliste Milli Mücadele yanlısı bir grup oluşturularak ortak hareket edilmesi ve kararların bu grup aracılığıyla alınması hedefleniyordu.
- Ali Rıza Paşa Hükümetine Güvenoyu Verilmemesi: Mustafa Kemal, Ali Rıza Paşa hükümetinin düşürülerek Milli Mücadele yanlısı bir hükümetin kurulmasını istiyordu.
- Misak-ı Milli Kararlarının Kabul Edilmesi: Bu, Mustafa Kemal'in mebuslardan en önemli isteğiydi. Halk iradesinin tecelli ettiği mecliste Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi, Milli Mücadele'nin hedeflerini resmiyet kazandıracak ve uluslararası alanda meşruiyetini artıracaktı.
4.2. Meclis Faaliyetleri ve Misak-ı Milli'nin Kabulü ✅
- Osmanlı Mebusan Meclisi, Ocak 1920'de açılmıştır. Açılış konuşmasını Damat Şerif Paşa yapmıştır.
- Başkanlık Seçimi: Meclis başkanlığına Celalettin Arif Bey seçilmiştir. Mustafa Kemal'in meclis başkanı seçilmesi isteği gerçekleşmemiştir.
- Grup Oluşumu: Mustafa Kemal'in istediği "Müdafaa-i Hukuk Grubu" yerine, padişahın isteğiyle "Felah-ı Vatan Grubu" kurulmuştur.
- Misak-ı Milli'nin Kabulü: Tüm bu gelişmelere rağmen, Mustafa Kemal'in en önemli isteği olan Misak-ı Milli kararları, 28 Ocak 1920 tarihinde gizli bir oturumda Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmiştir. Bu kararlar, Şubat ayında kamuoyuna duyurulmuştur.
4.3. Misak-ı Milli Kararları (Milli Yeminler) 📜
Misak-ı Milli (Milli Yeminler), Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik hedeflerini içeren temel bir belgedir. Bu kararlar, Lozan Barış Antlaşması'nın da taslağını oluşturmuştur.
- Ulusal Sınırlar: Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada işgal edilmemiş olan ve Türklerin çoğunlukta yaşadığı topraklar, ulusal sınırlar içinde bir bütün olup bölünemez.
- Halk Oylaması (Referandum) Yapılacak Bölgeler:
- Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum): Gerekirse halk oylaması yapılmalıdır.
- Batı Trakya: Halkın kendi geleceğini belirlemesi için referandum yapılmalıdır.
- Arap Bölgeleri: Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı gün işgal edilmemiş olan Arap bölgelerinin geleceği, halkın serbestçe vereceği oylarla belirlenmelidir. (Burada Musul ve Kerkük gibi bölgeler kastedilmektedir, ancak Mondros imzalandığı gün işgal edilmemiş olma şartı önemlidir.)
- Boğazlar: İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nın güvenliği sağlandığı takdirde, dünya ticaretine açılması kabul edilebilir. Bu konuda ilgili devletlerle anlaşma yapılacaktır.
- Azınlık Hakları: Komşu ülkelerdeki Müslümanlara tanınan haklar kadar, Osmanlı Devleti'ndeki azınlıklara da haklar tanınacaktır. Bu, eşitlik ilkesine dayalı bir yaklaşımdır.
- Kapitülasyonlar: Milli ve ekonomik gelişmemizi engelleyen her türlü siyasi, adli ve mali sınırlamalar (kapitülasyonlar) kaldırılmalıdır. Bu madde, tam bağımsızlık ilkesinin ekonomik alandaki yansımasıdır.
- Dış Borçlar: Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Osmanlı Devleti'nin dış borçları, bu sınırlar içinde kalan bölgelerin gelirleriyle orantılı olarak ödenecektir.
4.4. Misak-ı Milli'nin Önemi 💡
- Barış Önerisi: Misak-ı Milli, İtilaf Devletleri'ne sunulan bir barış önerisi niteliğindedir.
- Lozan'ın Taslağı: İleride imzalanacak olan Lozan Barış Antlaşması'nın temelini ve taslağını oluşturmuştur. Sınırlar, Boğazlar, azınlıklar, kapitülasyonlar ve dış borçlar gibi konular, Lozan'da da gündeme gelmiştir.
- Ulusal Bağımsızlık İradesi: Türk milletinin tam bağımsızlık ve egemenlik konusundaki kararlılığını tüm dünyaya ilan etmiştir.
5️⃣ İstanbul'un Resmen İşgali (16 Mart 1920)
Misak-ı Milli kararlarının Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından kabul edilmesi, İtilaf Devletleri arasında büyük bir şok etkisi yaratmıştır.
5.1. İşgalin Nedenleri ve Başlaması ⚔️
- İtilaf Devletleri, Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kendi aleyhlerine karar alamayacağını düşünürken, Misak-ı Milli'nin kabul edilmesiyle bu beklentileri boşa çıkmıştır.
- Bu durum üzerine İtilaf Devletleri, İstanbul'u resmen işgal etme kararı almıştır.
- 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul resmen işgal edilmiştir. İşgalin başladığı ilk yer Şehzadebaşı Karakolu olmuştur.
- Mustafa Kemal'e işgali haber veren kişi, Manastırlı Telgrafçı Hamdi Bey'dir. Kendisi daha sonra Mart 16 soyadını almıştır.
5.2. İşgal Dönemindeki Hükümet Değişikliği ve Sonuçları 📉
- İstanbul'un işgali sırasında Salih Hulusi Paşa hükümeti görevdeydi. İşgalin ardından bu hükümet düşürülmüş ve yerine İtilaf Devletleri yanlısı Damat Ferit Paşa tekrar sadrazamlık makamına getirilmiştir.
- Osmanlı Mebusan Meclisi dağıtılmıştır.
- Mecliste görev yapan milletvekilleri tutuklanarak Malta'ya sürgün edilmiştir.
5.3. Mustafa Kemal'in İşgale Karşı Aldığı Önlemler 🛡️
İstanbul'un resmen işgali üzerine Mustafa Kemal, Milli Mücadele'nin devamlılığını sağlamak ve işgalcilere karşı tepki göstermek amacıyla bir dizi önemli önlem almıştır:
- Haberleşmenin Kesilmesi: İstanbul ile Anadolu arasındaki tüm haberleşme kesilmiştir.
- Protesto Telgrafları: İtilaf Devletleri temsilciliklerine protesto telgrafları çekilerek işgal kınanmıştır.
- Mali Kaynaklara El Konulması: Anadolu'daki Osmanlı Devleti'ne ait mali kaynaklara el konulmuştur. Bu, İstanbul Hükümeti'nin Anadolu'dan vergi toplamasını engellemeyi ve Milli Mücadele'nin finansmanını sağlamayı amaçlamıştır.
- İtilaf Devletleri Subaylarının Tutuklanması: Malta'ya sürgün edilen milletvekillerine karşılık olarak, Anadolu'da yakalanan İtilaf Devletleri subayları tutuklatılmıştır. Bu, bir nevi "kısasa kısas" politikasıdır.
- Demiryollarının Tahrip Edilmesi: Stratejik öneme sahip Geyve ve Ulukışla demiryolları tahrip edilmiştir. Bu, İtilaf Devletleri'nin Anadolu'daki askeri hareketliliğini ve lojistik desteğini engellemeyi hedeflemiştir.
- Saltanat Yanlılarını Çekme Politikası: Mustafa Kemal, bu dönemde "Artık tüm mücadelemiz padişah efendimizi içinde bulunduğu durumdan kurtarmaya yöneliktir" ifadesini kullanmıştır. Bu söylem, Milli Mücadele'ye karşı mesafeli duran veya padişaha bağlı olan kesimleri kendi yanına çekmeyi amaçlayan siyasi bir manevra idi.
5.4. İşgalin Milli Mücadele Üzerindeki Etkisi ⭐
İstanbul'un resmen işgali, Milli Mücadele'nin seyrini hızlandıran ve yeni bir dönemi başlatan kritik bir gelişme olmuştur:
- TBMM'nin Açılış Sürecini Hızlandırması: İşgal, İstanbul Hükümeti'nin ve padişahın İtilaf Devletleri'nin kontrolü altına girdiğini açıkça göstermiştir. Bu durum, Anadolu'da yeni bir ulusal meclisin kurulmasının kaçınılmaz olduğunu ortaya koymuş ve Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış sürecini hızlandırmıştır.
- Ulusal Bilincin Artması: İşgal, Milli Mücadele'ye karşı tereddütlü olan kesimlerin bile bağımsızlık mücadelesine katılma gerekliliğini anlamalarına yol açmıştır.
Sonuç: Yeni Bir Başlangıca Doğru
Sivas Kongresi ile ulusal birlik sağlanmış, Amasya Görüşmeleri ile Temsil Heyeti siyasi bir güç olarak tanınmış, Ankara Milli Mücadele'nin merkezi olmuş ve Misak-ı Milli ile bağımsızlık hedefleri ilan edilmiştir. İstanbul'un işgali ise tüm bu hazırlıkların somut bir sonuca ulaşmasını sağlamış ve Türk milletinin kendi kaderini tayin edeceği yeni bir meclisin, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bu süreç, Milli Mücadele'nin en çetin ve örgütlü hazırlık dönemini temsil etmektedir.









