📚 Çalışma Materyali: Erken Cumhuriyet Dönemi İç ve Dış Politikası ile Atatürk İlkeleri
Kaynak Bilgisi: Bu çalışma materyali, kullanıcı tarafından sağlanan ders ses kaydı transkripti ve kopyalanmış metin kaynakları birleştirilerek hazırlanmıştır.
Giriş
Bu çalışma materyali, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren yaşanan önemli iç siyasi gelişmeleri, çok partili hayata geçiş denemelerini, Atatürk dönemi Türk dış politikasının temel esaslarını ve bu dönemin şekillendirici gücü olan Atatürk İlkelerini kapsamaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki zorluklar, uluslararası ilişkilerdeki başarılar ve modern Türkiye'nin temellerini atan inkılaplar, bu dönemin ana hatlarını oluşturur.
I. İlk Meclis Dönemi ve Gruplaşmalar
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) açılışıyla başlayan süreçte, farklı düşünce yapılarına, hayat tarzlarına ve meslek gruplarına mensup milletvekilleri mecliste çeşitli gruplaşmalar oluşturmuştur.
- Milletvekillerinin Yapısı: Milletvekilleri farklı yerlerden ve menşe'lerden gelmekteydi. Meclis-i Mebusan üyesi olup Ankara'ya gelebilenler, Yunanistan ve Malta'dan gelen üyeler ile 19 Mart 1920 tarihli beyannameye göre seçilmiş üyelerden oluşmaktaydı. Bu durum, doğal olarak farklı düşünceleri ve zaman içinde gruplaşmaları beraberinde getirmiştir.
- Mustafa Kemal'in Belirlediği Gruplar: Mustafa Kemal Paşa, ilk meclisteki bu grupları beş ana başlıkta toplamıştır:
- ✅ Islahat (Reform) Grubu: Yeniliği savunan muhalif bir gruptur.
- ✅ İstiklal (Bağımsızlık) Grubu: Çoğunluğu ileri görüşlü gençlerden oluşmuştur.
- ✅ Tesanüt (Dayanışma) Grubu: Mensupları Bolşevik olmaya meyilli sol görüşlü milletvekillerinden meydana gelmiştir. İttihat ve Terakki yanlıları bu grup etrafında toplanmıştır.
- ✅ Halk Zümresi (Halk Grubu): Milli Mücadelecilerden oluşmaktaydı.
- ✅ Müdafaa-i Hukuk Zümresi (Hakları Savunma Grubu): Mustafa Kemal Paşa, meclisteki bütün milletvekillerinin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu'nun tabii üyeleri olduğunu belirtmiştir.
- Ortak İdeal ve Ayrılıklar: Misak-ı Milli ilkelerinin gerçekleşmesi tüm milletvekillerinin ortak ideali olmakla birlikte, diğer konularda oydaşma sağlanamamıştır. Mustafa Kemal Paşa, mecliste oluşan bu grupları bir araya getirerek uzlaşı sağlamak için çaba sarf etmiş, hatta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu adıyla bir grup kurmuştur. Ancak gruplar arasındaki fikir ayrılıkları ve çekişmeler nedeniyle bu teşebbüsünde başarılı olamamıştır.
II. Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri ve İç Ayaklanmalar
Cumhuriyetin ilanı sonrası Türkiye'de demokrasiyi pekiştirme ve farklı görüşlerin temsilini sağlama amacıyla çok partili hayata geçiş denemeleri yapılmıştır. Ancak bu denemeler, çeşitli iç ayaklanmalar ve siyasi gerilimlerle kesintiye uğramıştır.
- 1️⃣ Halk Fırkası'nın Kuruluşu (9 Eylül 1923):
- Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Paşa'nın isteğiyle kurulmuştur.
- Yeni Türk Devleti'nin ilk siyasi partisidir.
- 1935 yılında adı Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirilmiştir.
- Kuruluşundan 1950 yılına kadar 27 yıl tek başına iktidarda kalmıştır.
- 2️⃣ Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (17 Kasım 1924 - 3 Haziran 1925):
- Kuruluşu ve Nedenleri: Milli Mücadele'nin başarıyla sonuçlanmasından sonra Mustafa Kemal ve bazı arkadaşları arasında inkılapların şekli ve zamanı konularında görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Bu ayrılıklar sonucunda, Mustafa Kemal'in silah arkadaşları Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Rauf Orbay ve Adnan Adıvar'ın da bulunduğu bir grup, Cumhuriyet Halk Fırkası'ndan ayrılarak bu partiyi kurmuştur.
- Özellikleri: Cumhuriyet dönemi siyasi tarihinde kurulan ilk muhalefet partisidir. Ekonomide liberalizmi benimsemiş, hürriyetlere taraftar, din düşüncesine ve inançlara saygılı bir tavır almıştır.
- Kapatılması: Partinin giderek rejime karşı olanların toplanma noktası haline gelmesi ve Şeyh Said İsyanı ile ilişkilendirilmesi sonucunda 3 Haziran 1925'te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmıştır. Bu, Türkiye'de ilk çok partili rejim denemesinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmuştur.
- 3️⃣ Şeyh Said İsyanı (13 Şubat 1925):
- Nedenleri ve Amaçları: Bingöl'e bağlı Piran'da başlayan bu isyan, Cumhuriyet'e ve laik devlet düzenine karşı, dinsel ve Kürt milliyetçilik hareketidir. Amaçları Cumhuriyeti yıkmak, saltanat ve halifeliği geri getirmek, İngiltere'nin himayesinde bir Kürt devleti kurmaktı.
- Özellikleri: Dinsel bir hareket olup, İngilizlerin kışkırttığı bir ayaklanmadır. Kısa zamanda genişleyerek bölgede etkili olmuştur.
- Hükümetin Önlemleri: İsyanın bastırılması, asayişin yeniden sağlanması ve vatanın parçalanmasını önlemek amacıyla 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılmıştır. Bölgede sıkıyönetim ilan edilmiş, ordu birlikleri gönderilmiş ve İstiklal Mahkemeleri yeniden kurulmuştur.
- Sonuçları: İsyan bastırılmış, isyancılar cezalandırılmıştır. Bu isyan, Musul Meselesi'nin İngiltere lehine sonuçlanmasında etkili olmuş ve ilk çok partili hayat denemesi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasına yol açmıştır.
- 4️⃣ Mustafa Kemal'e Suikast Girişimi (15 Haziran 1926):
- Olayın Gelişimi: İzmir'de Mustafa Kemal Paşa'ya yönelik bir suikast girişimi planlanmıştır. Ancak Mustafa Kemal'in gezi programındaki bir gecikme, suikastçıların ele verilmesine neden olmuştur.
- Sonuçları: Suikastçılar İstiklal Mahkemesi'nde yargılanarak cezalandırılmıştır. Bu olay, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasıyla rejim aleyhtarı kişilerin son umutlarının da yok olduğunu göstermiştir.
- 5️⃣ Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos 1930 - 17 Kasım 1930):
- Kuruluşu ve Nedenleri: Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçiş için girişilen ikinci teşebbüstür. Mustafa Kemal Paşa'nın teşvikiyle arkadaşı Ali Fethi Okyar'a kurdurulmuştur. Amaç, ülkeyi tek parti görüntüsünden kurtarmak, halkın birikmiş hoşnutsuzluklarının giderilmesini sağlamak ve hükümeti kontrol edecek bir sistem oluşturmaktı.
- Özellikleri: Parti programına göre ekonomide serbest ekonomiyi (liberalizmi) benimsemiş, cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve laiklik esaslarına bağlı olduğunu belirtmiştir. İnkılaplara karşı değildir.
- Feshedilmesi: Partinin kısa sürede gelişerek rejime karşı olanların toplanma noktası haline gelmesi ve halkın partiye olan aşırı ilgisi, Mustafa Kemal Paşa'yı ve Cumhuriyet Halk Fırkası kurmaylarını tedirgin etmiştir. Ali Fethi Bey, partinin bu vaziyette kalabileceğini düşünmeyerek 17 Kasım 1930'da partiyi kendi isteğiyle feshetmiştir. Bu ikinci deneme de başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
- 6️⃣ Menemen Olayı (23 Aralık 1930):
- Olayın Gelişimi: Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın feshedilmesinden yaklaşık bir ay sonra, Menemen ilçesinde Derviş Mehmet ve arkadaşları tarafından şeriat isteğiyle silahlı bir isyan çıkarılmıştır. Olayda yedek subay öğretmen Kubilay şehit edilmiştir.
- Sonuçları: İsyan bastırılmış, isyancılar İstiklal Mahkemesi'nde yargılanarak cezalandırılmıştır. Menemen Olayı, dinî duyguları sömürenlerin tertiplediği bir hareket olup, ülkede demokrasi için gerekli ortamın henüz oluşmadığını ortaya koymuştur.
- Çok Partili Hayat Denemelerinin Sonuçları: Şeyh Said İsyanı ve Menemen Olayları, çok partili sisteme geçişin ertelenmesine neden olmuştur. Türkiye'de demokrasi için gerekli ortamın henüz oluşmadığı anlaşılmıştır.
III. Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası (1923-1938)
Mustafa Kemal Atatürk, Türk dış politikasını milli bağımsızlık, taviz vermeme, anlaşmazlıkları barışçı yollarla çözümleme ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" felsefesi üzerine oturtmuştur.
- Temel İlkeler:
- ✅ Milli bağımsızlıktan asla taviz vermemek.
- ✅ Devletlerarası anlaşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemek.
- ✅ Diğer devletlerin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı duymalarını istemek, içişlerine karışmayan devletlerle dostluk ilişkileri kurmak.
- ✅ "Yurtta sulh, cihanda sulh" felsefesi doğrultusunda hareket etmek.
- Dönemlendirme: Atatürk dönemi Türk dış politikası, mevcut olaylar ve gelişmeler göz önünde bulundurularak iki dönem halinde incelenebilir:
- 1️⃣ 1923-1932 Dönemi: Lozan'dan Kalan Sorunlar
- Musul Meselesi: Lozan Antlaşması'nda çözülemeyen önemli bir konuydu. Türkiye ile İngiltere arasındaki görüşmeler başarısız olunca, konu Milletler Cemiyeti'ne havale edilmiştir. Cemiyet, Musul'u İngiliz mandasındaki Irak'a bırakma kararı almış, bunun üzerine 5 Haziran 1926'da Ankara Antlaşması imzalanarak Musul Irak'a bırakılmış, Türkiye ise petrol gelirlerinden %10 pay almıştır.
- Türk-Yunan İlişkileri ve Etabli Anlaşmazlığı: Lozan'da azınlıklar konusunda uluslararası bir anlaşma yapılmıştı. Ancak "etabli" (yerleşik) kavramının yorumunda anlaşmazlık çıktı. Yunanistan'ın İstanbul'da daha fazla Rum bırakmak istemesi ve Patrik meselesi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiştir. Ancak 1 Aralık 1926'da Atina'da imzalanan antlaşma ve ardından 10 Haziran 1930'da Ankara'da imzalanan dostluk antlaşması ile bu sorunlar çözülmüştür.
- Sovyet Rusya ile İlişkiler: Milli Mücadele döneminden gelen dostluk, Lozan sonrası dönemde de devam etmiştir. 17 Aralık 1925'te Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması imzalanmış, bu antlaşma uzatmalarla 1945 yılına kadar devam etmiştir.
- 2️⃣ 1932-1938 Dönemi: Dünya Barışına Katkı ve Güvenlik Arayışı
- Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne Üyeliği (18 Temmuz 1932): Türkiye, Musul Meselesi'ndeki taraflı tutumu nedeniyle başlangıçta Cemiyet'e mesafeli durmuştur. Ancak 1930'dan sonra uluslararası politikadaki ağırlığını artırması ve statükocu devletlerle meselelerini halletmesi, Cemiyet'e üyelik için davet edilmesine yol açmıştır. Türkiye, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi çerçevesinde dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla bu daveti kabul etmiştir.
- Balkan Antantı (9 Şubat 1934): İtalya ve Almanya'nın yayılmacı politikaları Balkan devletlerini birbirine yaklaştırmıştır. Türkiye, Batı sınırlarını güvence altına almak ve dünya barışına katkıda bulunmak amacıyla Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile birlikte Atina'da Balkan Antantı'nı imzalamıştır. (⚠️ Bulgaristan, mevcut statükoya karşı olduğu için katılmamıştır.)
- Sadabad Paktı (8 Temmuz 1937): İtalya'nın Ortadoğu'daki emelleri Türkiye'nin yanı sıra Irak ve İran'ı da tehdit etmiştir. Türkiye'nin öncülüğünde İtalya'nın yayılma siyasetine karşı İran, Afganistan ve Irak arasında Tahran'daki Sadabad Sarayı'nda "Sadabad Paktı" imzalanmıştır. Pakt, tarafların birbirlerinin iç işlerine karışmayacağını, saldırmazlık ve dostluk ilişkilerini sürdüreceğini öngörmüştür.
- Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936): Lozan Antlaşması'nda Boğazlar'ın statüsü, Türkiye'nin egemenliğini kısıtlayan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilmekteydi. Değişen dünya konjonktürü (İtalya'nın Habeşistan'a saldırması, Almanya'nın Ren bölgesini silahlandırması) ve yayılmacı tehditler karşısında Türkiye, 11 Nisan 1936'da Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nin değiştirilmesi talebinde bulunmuştur. İngiltere'nin de desteğiyle İsviçre'nin Montrö kentinde yapılan görüşmeler sonucunda sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmeyle Boğazlar Komisyonu kaldırılmış, Boğazlar'da tam Türk egemenliği sağlanmış ve Türkiye'ye Boğazlar'da asker ve silah bulundurma hakkı tanınmıştır. Bu, Türk dış politikasının en büyük başarılarından biridir.
- Hatay Meselesi (1936-1939): Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkileri etkileyen önemli bir konuydu. Hatay (Antakya-İskenderun Sancağı), 1921 Ankara Antlaşması'yla Fransa'nın manda yönetimindeki Suriye sınırları içinde özel bir statüye sahipti ve nüfusunun çoğunluğu Türk'tü. Türkiye, 1936'da Fransa'ya verdiği notayla Hatay'a bağımsızlık verilmesini talep etmiştir. Milletler Cemiyeti'nin de desteğiyle 1938'de Hatay Devleti kurulmuş, Tayfur Sökmen Cumhurbaşkanı olmuştur. Hatay Devleti Meclisi, 29 Haziran 1939'da oybirliğiyle anavatana katılma kararı almış ve 23 Temmuz 1939'da Hatay resmen Türkiye'ye katılmıştır.
- 1️⃣ 1923-1932 Dönemi: Lozan'dan Kalan Sorunlar
IV. Atatürk İlkeleri
Atatürk İlkeleri, Türk inkılabının dayandığı temel ilkeler olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini oluşturur. Bu altı ilke, 5 Şubat 1937 tarihinde Anayasa'ya girmiştir.
- 📚 Temel İlkeler: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve İnkılapçılık.
- 📚 Bütünleyici İlkeler: Milli Egemenlik, Milli Bağımsızlık, Milli Birlik Beraberlik ve Ülke Bütünlüğü, Yurtta Sulh Cihanda Sulh, Bilimsellik ve Akılcılık, Çağdaşlaşma ve Batılılaşma, İnsan ve İnsanlık Sevgisi.
- 💡 Cumhuriyetçilik:
- Tanım: Egemenliğin bir kişi veya zümreye değil, toplumun bütününe ait olmasıdır. Halkın kendi yöneticilerini özgür iradesiyle seçtiği bir yönetim biçimidir.
- İnkılaplar: Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin kaldırılması, TBMM'nin açılması, 1921-1924 Anayasalarının kabul edilmesi.
- Nitelikleri: Demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti olmak.
- 💡 Milliyetçilik:
- Tanım: Bir millete mensup kişilerin ortak bağlar (tarih, dil, kültür, ülkü birliği) etrafında toplanmasıyla oluşan, milleti sevme ve yüceltme duygusudur.
- Atatürk'ün Anlayışı: Irkçı değildir, barışçı, birleştirici, yapıcı, yaratıcı, insancıl ve laiktir. Milletin bölünmez bütünlüğünü ve bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutar.
- İnkılaplar: Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu'nun kurulması.
- 💡 Halkçılık:
- Tanım: Kuvvetin, kudretin, hakimiyet ve idarenin doğrudan doğruya halka ait olması, kanunlar önünde mutlak eşitliğin esas alındığı bir yönetim ve toplum anlayışıdır. Hiçbir kişi, aile veya sınıfa ayrıcalık tanınmaz.
- İnkılaplar: Aşar vergisinin kaldırılması, Medeni Kanun'un hazırlanması, kadınlara siyasi hakların verilmesi, Soyadı Kanunu'nun kabulü, Kılık Kıyafet Kanunu'nun çıkarılması.
- 💡 Devletçilik:
- Tanım: Türkiye'nin ekonomik ihtiyaçlarından doğmuş, ekonomide devletin rehberliğini ön planda tutan, ancak özel teşebbüse de yer veren bir sistemdir. Amaç, toplumsal refahı artırmak ve güçlü bir devlet meydana getirmektir.
- İnkılaplar: İş Bankası'nın kurulması, Teşvik-i Sanayi Yasası'nın çıkarılması, yabancı yatırımların millileştirilmesi, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın hazırlanması ve uygulanması.
- 💡 Laiklik:
- Tanım: Din işleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması, hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılması, vicdan ve ibadet özgürlüğünün korunmasıdır.
- İnkılaplar: Saltanat ve Halifeliğin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü, Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, 1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu'nun kabul edilmesi, 1928'de Latin harflerinin kabul edilmesi, Anayasa'dan devletin dininin İslam olduğu ifadesinin çıkarılması, 5 Şubat 1937'de Laikliğin diğer Atatürk ilkeleriyle birlikte Anayasa'ya girmesi.
- 💡 İnkılapçılık:
- Tanım: Kurucu ve yapıcı bir düşünceyle ilerlemeyi, çağdaşlaşmayı ve Atatürk'ün diğer ilkelerini de içine alan, gerçekleştirilmiş olan tüm inkılaplara sahip çıkmayı ifade eden ana ilkedir. Türk milletini geri bırakan kurumları yıkarak, yerine ilerlemeyi sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.
Sonuç
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren iç ve dış politikada karşılaşılan zorluklar, çok partili hayata geçiş denemeleri ve uluslararası ilişkilerdeki başarılar, genç cumhuriyetin sağlam temeller üzerine inşa edildiğini göstermektedir. Atatürk ilkeleri ise, bu temellerin felsefi ve ideolojik çerçevesini oluşturarak, modern ve bağımsız Türkiye'nin yol haritasını çizmiştir. Bu ilkeler, Türkiye'nin çağdaşlaşma ve gelişme sürecinde rehber niteliği taşımaya devam etmektedir.









