Eretnaoğulları ve Kadı Burhaneddin Devletleri Mimari ve Sanatı
Bu çalışma materyali, 14.04.2026 tarihli "Beylikler Devri Mimarisi ve Sanatı" dersinin e-kitap metni ve sesli ders kaydından derlenerek hazırlanmıştır.
📚 Giriş ve Tarihsel Arka Plan
Eretnaoğulları ve Kadı Burhaneddin Devletleri, Anadolu'nun siyasi çalkantılarla dolu bir döneminde, İlhanlı Devleti'nin dağılmasının ardından ortaya çıkmış önemli Türk beyliklerindendir. Bu beylikler, kısa ömürlü olmalarına rağmen, Anadolu Türk mimarisine özgün ve farklı kültürel etkileşimleri yansıtan eserler kazandırmışlardır.
📜 Eretnaoğulları Beyliği'nin Kuruluşu ve Yükselişi
İlhanlı Devleti'nin son hükümdarı Ebû Said Bahadır Han dönemindeki iktidar mücadeleleri sırasında, Uygur kökenli Noyan Alâeddin Eretna öne çıkmıştır.
- 1327: Anadolu valisi Demirtaş'ın vekili olarak göreve başlamıştır.
- 1335: Ebû Said Bahadır Han'ın varis bırakmadan ölümüyle İlhanlı Devleti parçalanmıştır.
- 1344: Alâeddin Eretna, Memlûk Sultanı Nâsır Muhammed'in himayesine girerek bağımsızlığını ilan etmiştir.
- Coğrafya: Beylik, en geniş döneminde Orta Anadolu ile Doğu Anadolu'nun kuzey ve batı kesimlerini (bugünkü Ankara, Kırşehir, Kayseri, Sivas, Tokat, Amasya gibi illeri) kapsayan geniş bir alana yayılmıştır.
- Başkentler: Önce Sivas, sonra Kayseri başkentlik yapmıştır.
📉 Eretnaoğulları ve Kadı Burhaneddin Devletleri'nin Sonu
- 1381: Son Eretnaoğlu hükümdarı II. Mehmed'in veziri Kadı Burhaneddin tarafından Eretnaoğulları Beyliği ortadan kaldırılmıştır.
- Kadı Burhaneddin Devleti: Kadı Burhaneddin'in kurduğu devlet de kısa ömürlü olmuş, XIV. yüzyıl sonlarında önce Dulkadiroğulları'na tabi olmuş, ardından Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
🏛️ Eretnaoğlu Mimarisinin Genel Özellikleri
Eretnaoğulları mimarisi, siyasi istikrarsızlık nedeniyle az sayıda eser üretmiş ve belirli bir senteze ulaşamamıştır. Bu durum, kendine özgü bir "Eretnaoğlu mimari üslubundan" bahsetmeyi zorlaştırsa da, Anadolu Türk mimarisinin en ilginç ve atipik yapılarını bu dönemde görmemizi sağlamıştır.
🌍 Kültürel Etkileşimler
Eretnaoğlu mimari eserlerinde dört ana üslubun etkileri gözlenir:
- Anadolu Selçuklu Etkisi: ✅ En önemli etki olup, özellikle plan tiplerinde ve taş bezeme programında belirgindir. Beyliğin egemen olduğu toprakların kültürel mirasıyla açıklanır.
- Azerbaycan-Kafkasya Etkisi: ✅ Daha ziyade süslemeyle sınırlıdır. Eretnaoğulları'nın İlhanlı Devleti'nin mirasçısı olması ve bu bölgenin mimar/taşçı ustası ihraç eden bir merkez olmasıyla ilişkilidir.
- Memlûk Etkisi: ✅ Eretnaoğulları'nın başlangıçta Memlûk Devleti'ne tabi olması ve Karamanoğulları'na karşı bir denge unsuru oluşturmasıyla açıklanır. Suriye'nin Selçuklu döneminden beri Anadolu'ya mimar ve sanatçı gönderen bir bölge olması da etkilidir.
- Gotik Etki: ✅ Niğde Sungur Ağa Camii gibi yapılarda görülen Gotik ayrıntılar ve süsleme unsurları, büyük ihtimalle Kıbrıs kökenli ustalardan gelmiştir.
🎨 Mimari Bezemede Kullanılan Malzeme ve Motifler
- Malzeme: Taş ve ahşap yoğun olarak kullanılmış, işçilik kalitesi yüksek tutulmuştur.
- Motif Dağarcığı:
- Ana Kaynak: Anadolu Selçuklu mimari bezemesi.
- Diğer Etkiler: Azerbaycan-Kafkasya, Memlûk ve Gotik üslupların etkileri.
- Figürlü Bezemeler: Niğde Sungur Ağa Camii'nin minare kaidelerinde ve kuzey kapısında görülen hayvan başları ve çift başlı kartal gibi figürler, Eretnaoğulları'nın Selçuklu figürlü bezeme geleneğini sürdürdüğünü gösterir. Bu, Batı Anadolu beyliklerinden ve erken Osmanlı mimarisinden ayrılan bir özelliktir.
🏗️ Önemli Mimari Eserler ve Detaylı Analiz
1️⃣ Niğde Sungur Ağa Camii (1335/36)
- Banisi: Emîr Seyfeddin Sungur Ağa.
- Mimari Özellikleri:
- Plan: Kıble doğrultusunda uzanan dikdörtgen harim (32.88 x 24.45 m).
- Giriş: Alışılmışın dışında doğu cephesinde yer alan basık kemerli taçkapı.
- Taçkapı: Çift minareli bir düzene sahiptir. Minare kaideleri taçkapıyı kuşatır.
- Örtü Sistemi: Harimin özgün örtüsü (kaburgalı çapraz tonozlar ve kubbeler) XVIII. yüzyıl sonlarındaki yangın veya deprem sonrası onarımlarla değişmiştir. Günümüzde ahşap dikmelere oturan kemer dizileri ve kırma çatı ile örtülüdür.
- Malzeme: Kesme taş örgülü kalın duvarlar. Bizans dönemine ait devşirme sütunlar kullanılmıştır.
- Gotik Unsurlar: Mihrap duvarındaki Gotik üslupta kaval silmelerden oluşan demet payeler ve aynı üslupta başlıklar. Kıbrıs kökenli ustaların eseri olduğu düşünülür.
- Süsleme Özellikleri:
- Selçuklu Etkisi: Minare kaideleri, kapılar, mahfil şebekeleri ve mihrapta geometrik geçmeler, rûmîler, hayvan başlı kıvrık dallar ve çift başlı Selçuklu kartalı.
- Gotik Etki: Mihrap ve taçkapı eyvanındaki mukarnas yerine eğik yüzeyler, iri kaval silmeler, gül pencerelerdeki çok merkezli gülçeler (rosace'lar), mühr-i Süleymanlar ve kıvrımlı yapraklar.
- Önemi:
- Çok birimli harim tasarımıyla Anadolu Selçuklu mirasını yansıtır ve erken Osmanlı camilerine (Bursa Şehadet Camii, Filibe Hüdavendigâr Camii) öncülük edebilir.
- Cephelere yansıtılan kemerler ve silme grupları, klasik Osmanlı mimarisinin "saydamlaştıran" cephe anlayışının erken bir örneğidir.
- Çift minareli taçkapısıyla Konya Sahib Ata Camii gibi Selçuklu eserleriyle aynı çizgidedir.
- Kuzeydoğu köşesindeki fevkânî emîr mahfili, Osmanlı selâtin camilerindeki hünkâr mahfillerinin öncüsüdür.
2️⃣ Kayseri "Köşk Medrese" (Hankah) (1339)
- Banisi: Sultan Alâeddin Eretna Bey (eşi Melike Suli Paşa Hatun için).
- Gerçek Kimliği: Halk arasında "Köşk Medrese" olarak bilinse de, aslında XIII. yüzyılın ünlü Kalenderî şeyhlerinden Evhadeddin Kirmanî'ye bağlı dervişler için tasarlanmış bir hankah (tarikat yapısı) olduğu anlaşılmıştır. Aynı zamanda bir mezar anıtıdır (hankah-kümbet).
- Mimari Özellikleri:
- Plan: Dikdörtgen (yaklaşık 37.00 x 31.00 m) bir alanı kaplar, üç bölümden oluşur: avluyu kuşatan duvarlar, merkezdeki bağımsız kümbet ve kuzeydeki iki katlı giriş/barınma kanadı.
- Simetri: Kuzey-güney doğrultusunda kusursuz bir simetriye sahiptir.
- Dış Görünüm: Kuzey cephesi dışında tamamen sağır ve yüksek duvarlarla kuşatılmış olup, bir kale izlenimi verir.
- Kümbet: Kare tabanlı bir kaide üzerine oturur. Zengin mukarnas bezemeli bir silmeyle son bulan kaideye iki merdivenle çıkılır. İçten sekiz dilimli kubbe, dıştan sekizgen piramit biçiminde külâhla örtülüdür.
- Süsleme Özellikleri:
- Dış kapının basık kemeri geçmeli olarak örülmüştür.
- Kümbet kapısını kuşatan niş ve dikdörtgen göçertme arasında geometrik geçmeli ve rûmîli bezeme kuşakları bulunur.
- Külâhın eteğinde Selçuklu sülüsüyle yazılmış bir ayet kuşağı dolaşır.
3️⃣ Kırşehir Âşık Paşa Türbesi (1332/33 civarı)
- Banisi: Sultan Alâeddin Eretna Bey'in veziri Alâeddin Ali Şah Rûmî (bilgin ve şair Âşık Paşa için).
- Mimari Özellikleri:
- Plan: Dikdörtgen bir alanı (10.00 x 7.50 m) kaplar. Kare planlı ve kubbeli asıl türbe ile kuzeyindeki dikdörtgen planlı, sivri beşik tonoz örtülü giriş bölümünden oluşur.
- Asimetri: Planındaki ve giriş cephesindeki asimetrik tasarımla Selçuklu dönemi mezar yapılarından ayrılır.
- Malzeme: Batı cephesinde mermer, diğer cephelerde kalker bloklar kullanılmıştır. İçte ve dışta devşirme malzeme bulunur.
- Kubbe: İçten ve dıştan sekiz dilimli olarak tasarlanmış, üçgen pandantiflerle geçiş sağlanmıştır. Birçok araştırmacı tarafından Kırgız çadırlarına benzetilmiştir.
- Süsleme Özellikleri:
- Taçkapı: Beyaz mermerden yontulmuş, Selçuklu dönemi taçkapılarından farklı bir süsleme düzenine sahiptir. Mukarnaslı yan nişler yerine, stilize istiridye motifiyle dolgulanmış bir kavsara bulunur. Bu motifin kökeni geç Roma mimarisine kadar iner ve Suriye-Memlûk etkileriyle açıklanabilir.
- Diğer Bezemeler: Türbe hariminin batı duvarındaki pencerede içi boş bırakılmış yuvarlak bir rozet, sütun başlıklarında mukarnaslı köşe pahları.
- Önemi:
- Anadolu Türk mimarisine yenilik getiren atipik bir yapıdır.
- Batı cephesine verilen önem ve cepheden "okunabilen" iç mekân anlayışı Anadolu Türk mimarisi için yenidir.
- Taçkapısındaki stilize istiridye motifi ve iri geçmeler, Suriye-Memlûk etkileşimini gösterir.
4️⃣ Diğer Mezar Yapıları (Kümbetler)
- Niğde Sungur Ağa Kümbeti (1335/36): Caminin doğu cephesine bitişik inşa edilmiştir. Polikromi (çok renklilik) özelliği gösterir. Sekizgen prizma kripta üzerinde yükselir, gövde sekizgenden onaltıgene dönüşür. Cami-kümbet bağlantısıyla Selçuklu geleneğini sürdürür.
- Sivas Şeyh Hasan Bey Kümbeti ("Güdük Minare") (1347 civarı): Halk arasında "Güdük Minare" olarak bilinir. Kesme taş örgülü kripta ve ziyaret bölümü, tuğla örgülü Türk üçgenleri ve silindir kasnak ile konik ahşap külâhtan oluşur. Tuğla ve çini bezemeleriyle Anadolu Türk mimari süslemesinde önemli bir yere sahiptir. Orta Asya ve İran mimari mirasını yansıtır.
- Kayseri Sırçalı Kümbet (XIV. yy. ortaları): Tamamen kesme taşla örülmüş olup Selçuklu dönemi kümbetlerinin özelliklerini sürdürür. Kare planlı kripta üzerinde dıştan daire, içten onikigen planlı gövdeye sahiptir. Adını veren firuze çini kaplamaların külâhta yer aldığı bilinmektedir.
- Kayseri Ali Cafer Kümbeti (1354-1355 civarı): Kesme taşla inşa edilmiş olup Selçuklu geleneğini sürdürür. Kare planlı kripta üzerinde sekizgen prizma biçimindedir. Kapı ve pencerelerde mukarnaslı başlıklar, renkli taş kakmalar ve rûmî bezemeler bulunur. Kuzey penceresi "dua penceresi" olarak daha fazla süslenmiştir.
💡 Sonuç ve Değerlendirme
Eretnaoğulları ve Kadı Burhaneddin mimarisi, siyasi istikrarsızlığa rağmen, Anadolu Selçuklu, Azerbaycan-Kafkasya, Memlûk ve Gotik gibi farklı kültürlerin etkileşimini yansıtan "melez" bir yapıya sahiptir. Bu dönem, kendine özgü bir üslup oluşturmaktan ziyade, çeşitli mimari denemelerin ve kültürel alışverişin bir laboratuvarı niteliğindedir.
- ✅ Çeşitlilik: Niğde Sungur Ağa Camii, Kayseri Köşk Medrese Hankahı ve Kırşehir Âşık Paşa Türbesi gibi yapılar, dönemin mimari çeşitliliğini ve kültürel etkileşim ağını gözler önüne serer.
- 🎨 Bezeme Detayları: Bezeme detaylarındaki farklı kültür izleri, bu dönemin sanatsal zenginliğini ve etkileşim ağını vurgulayan en can alıcı noktaları oluşturur.
- 📈 Geçiş Evresi: Bu eserler, Anadolu Türk mimarisinin gelişiminde önemli bir geçiş evresini temsil etmektedir.








